Tarih - Tarih Öğretmenlerine Kaynak

Yakın Tarihimizde Özel Yetenekliler Eğitiminde Model Arayışları: ÖZEL SINIF VE TÜRDEŞ KÜMELER DENEMESİ

Yakın Tarihimizde Özel Yetenekliler Eğitiminde Model Arayışları: ÖZEL SINIF VE TÜRDEŞ KÜMELER DENEMESİ

1960 yılında Ankara ilkokullarında «özel sınıf ve türdeş ye­tenek sınıflan» biçiminde iki denemeye girişilmişti. Bunlardan birincisi Ergenekon ilkokulunda, o okul ve çevresindeki öteki okullarda yapılan taramalarla seçilen ve Z.B. leri «125 ve daha yukarı» olan bir grup öğrenci ile bir özel sınıf kurulmuştur. Zenginleştirilmiş özel bir programla çalışan bu sınıfın devamı olarak çevre ortaokullarından birisinde de bu özel sınıf progra­mının sürdürülmesi tasarlanmıştı. Fakat ilkokuldaki bu öğrenci grubu ortaokula geçecek duruma geldiği zaman tasarlanan or­taokul sınıfı gerçekleşememiş ve bu özel sınıfı bitirenleri An­kara Maarif Koleji öğrenci olarak kabul etmiştir.

İlkokuldaki deneme sona ermeden önce öteki bir kaç ilimi­zin rehberlik merkezlerinden gelen önerilere dayanarak ilgili icra dairesi bu deneme sınıflarının başka kentlerde de açılması konusunda Talim ve Terbiye Dairesinin görüşünü istemiştir. Bu Kurul önce Ankara’daki deneme sonuçlarının değerlendirilme­sini ve sağlanacak -bulguların ışığı altında başka illere de yayıl­maya gidilmesini teklif etmiştir.

Fakat her nedense ilgili icra dairesi gerek bu özel sınıf ça­lışmalarının ve gerekse «türdeş ilkokul sınıfları» ,ile ilgili de­nemeye son verilmesini kararlaştırmıştır. Bu kararın yürürlüğe girdiği 1966 yılından beri de bu yönde başka bir teşebbüs ya­pılmamıştır.

Türdeş ilkokul sınıfları denemesine de başta Ankara     Sarar okulu olduğu halde kentin üç büyük ilkokulunda girişilmiştir. 1959 yılında bu okullara öğrenci yazılmak üzere müracaat eden­lere grup yetenek ölçekleri uygulanmış ve bunların sonuçlarına dayanılarak her sınıf «A., B., C.» bölümlerine ayrılmıştır.

Bir önceki bölümde de belirtildiği gibi «A» kümesi ortalamanın üstündekileri, «B» ortalamayı, «C»  ortalamanın al­tındaki öğrencileri kapsıyordu. Ayırma kesin değildi, öğrenci­lerin gelişme durumlarına göre bir kümeden ötekisine aktarıl­ma olanağı vardı. Programlar da öğrencilerin yeteneklerine gö­re zenginleştirilmiş, ya da yalınlaştırılmıştı.

Bu uygulama da yaklaşık olarak beş yıllık bir çalışmadan sonra gerekli değerlendirmelerin yapılmasına ihtiyaç duyulma­dan sona erdirilmiştir.

Bu uygulama da yaklaşık olarak beş yıllık bir çalışmadan sonra gerekli değerlendirmelerin yapılmasına ihtiyaç duyulma­dan sona erdirilmiştir.

Bu noktada iki husus üzerinde durmaya ihtiyaç var. Bun­lardan birincisi «türdeş yetenek sınıfları» ile ilgili olarak daha önce de belirtilmiş olanların hatırlatılmasıdır. Aynı ölçeklerde eşit ZB. sağlamış olan bir küme öğrencinin çeşitli öğrenim dal­larındaki başarı durumlarını etkileyecek çeşitli yeteneklerin ge­lişim düzeylerinde de eşit olması gerekmez. Hatta farklı olma­ları ihtimali daha da güçlüdür. Örneğin bu öğrencilerden Z.B. leri «110» olan üç kişi alalım. Bunlardan birincisi bu sonucu ön­celikle «sözlü yetenekleri» ölçen sorularda sağladığı başarı ile elde etmiş olabilir. İkincisi bu yeteneklerde daha düşük başarı sağlayabilmiş olmasına rağmen «uzay ilişkileri, görsel bellek, resimlerdeki saçmalıkları bulmak» gibi testlerde yüksek puan almış olabilir. Üçüncüsününse üstünlük gösterdiği yetenekler «sayı kavramları ve sayısal ilişkiler» yönünde olması mümkün­dür. Bu üç öğrenci yetenekleri açısından türdeş sayılarak bü­tün ilkokul öğrenim dallarında yaklaşık başarı sağlaması bek­lenemez. Bu yüzden öğrencileri Z.B. düzeylerine göre türdeş ye­tenek kümelerine ayırmak doğru sayılmayabilir. Ancak bu öğ­rencilerin anlıksal profillerini güvenilir biçimde sağlıyabilmek olanağı varsa, onları sınıflarında, öğrenimin çeşidine göre deği­şebilen «özel yetenek kümelerine» ayırarak yetiştirmek daha doğru olur. Anlık gücünü oluşturan çeşitli yeteneklerin gelişim seviyeleri arasında olumlu bir korelasyonun bulunduğunu önce de belirtmiştik. Fakat bunun varlığı bütün yeteneklerin aynı dü­zeyde gelişeceği anlamını taşımaz. Çeşitli ölçülerde değişken­lik olabileceği de hesaba katılmalıdır. Bu nedenle başka ülke­lerde bu tür kümelemelerden kaçınılmaktadır.

Şimdi üzerinde durulması gereken ikinci noktaya gelebiliriz: Gerek özel sınıf, ya da türdeş yetenek sınıfları denemeleri­nin ve gerekse deneme okullarının akıbetleri önemli bir sorunu ortaya koymaktadır. M.E.B. nın benimsenmiş belirli bir politikasının bulunduğu hallerde bile uygulamalar geniş ölçüde yetkili makamlardaki görevlilerin kişisel tutumlarına dayanmaktadır. Yetkili kişi uygulamanın gereğine ve önemine inanıyorsa, ya da inandırılmışsa sözkonusu alanda bir gelişme belirmektedir. Fakat bu kişi ayrılıp yerine başkası gelince ondan önce başla­tılmış olan çalışmaların yavaşladığı, durakladığı hatta sona er­dirildiğine de tanık olabiliyoruz. 1960, yılından sonra ilk öğretim planlamasına paralel olarak yapılan on yıllık «özel eğitim gelişme planının» uğradığı sonuç da bunun bir belirtisidir. Bu plan gereğince «1960-70» arasında gerçekleştirilmesi önerilen gelişmeler gerçekleşemediği gibi planın hazırlandığı zaman eri­şilmiş olanlarda da bir gerileme belirmiştir. Bu duruma başka uygulama alanlarından da yeterince örnek bulunabilir. Çalış­ma ve uygulamaların belirli ve kesinleşmiş bir Bakanlık politikası yerine, bir ölçüde uygulayıcıların tercihlerine bırakılması Millî Eğitimde gelişmeyi engelliyen önemli nedenlerden birisi­dir. Burada bunun nedenlerini araştırmak ve giderici önerilerde bulunmak amacımız dışında kalır. Fakat bu nedenleri dikkatle ve önemle araştırmak ve teşhis etmek zoru var. Eğitimin ge­rekli bir gelişme yönü olduğu benimsenip uygulamaya geçildik­ten ve bu teşebbüslere kamu kaynaklarından yatırımlar yapıldıktan sonra, inandırıcı deliller bulunmadan, kişisel ölçülere dayanılarak bu uygulamaları durdurmak kamu zararına bir tasarruftur. Eğer girişilen uygulama gerçekten yararsız, yetersiz ya da zararlı idi ise bunu ya teşebbüse geçilmeden önce önle­menin yolunu bulmak gerekir; ya da başladıktan sonra bu ni­teliğini kesin olarak ortaya koyacak delillere dayanılarak bu tür tasarruflara gidilmelidir.

Kalkınma çabalarında sürekliliği sağlamak, emeklerin ürünlerinin biribirine eklenerek benimsenen amaçlara doğru ilerliyebilmenin en güvenilir yolu bu tür dayanaksız kişisel tasarrufları önleyici idari tedbirlerin alınmasıdır.

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26041636

Üye Kaydı ve Girişi

91 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi