Tarih 9 Etkinlikleri

Süleyman bin Kaya Alp Türbesi

Süleyman bin Kaya Alp Türbesi

“Tebdil-i Mekanda Ferahlık Vardır” demişti gönüller Sultanı (sav). Onun bu sözü ne maksatla söylediğini Hadis, ne üzere söylediğini de Siyer uzmanlarına terk edip; mesajın evrenselliğinden hareketle yazın sıcağından kaçıp mekanda tebdilât yapacaklara, seyahata çıkacaklara güzel bir mekandan bahs açacağım. Malum siyasetin gerginliği kopmadan sünmeye devam etse de komşu ülkeler ile vizeler bir bir kalkmakta, efendim bu da seyyahların işini kolaylaştırmakta. Bu yazımızda sizin için seçtiğimiz mekan Türkiye’ye yaklaşık 200 km mesafede bir mekan. Bugünkü Rakka şehrinin 50 km. batısında ve Halep''in 110 km. güneydoğusunda Suriye sınırları içerisinde Türk askerinin nöbet tuttuğu, Türk bayrağının dalgalandığı bir mekan Caber Kalesi…

 ***

Mekandan önce dilerseniz hikayesine bir bakalım: Suriye malumunuz Hz. Ebubekir devrinde İslam ile müşerref olan ardından da Emevi, Abbasi, Selçuklu, Eyyubi, Memlük ve nihayetinde Osmanlı hakimiyetine giren bir mekan. 10. Asırdan itibaren de umumiyetle kuzeyi Türkmen yurdu haline getirilmiş. Yurt haline gelmesinde de Abbasilerin Avasım uygulamalarından Selçukilerin fetih politikasına, Cengiz’in istilasından göçüp Batı’ya gelen Türkmen boylarına kadar pek çok sebep var efendim. Efendim; Kayılar, Cengiz zamanında Horasan’dan (İran) ayrılıp reisleri Kaya Alp Oğlu Süleyman Şah komutasında elli bin kişilik çadır halkı halinde, Anadolu’nun doğusuna geldiler. Erzincan ve Ahlat çevresine yerleştiler. Burada yedi yıl kaldılar. Ardından “Süleyman Şah Gaazi hayli bahadurluklar etdi. Bu Rum’un dağlarından ve derelerinden incindiler. Göçer evlerin davarı dereden tepeden incinür oldı. Gene Türkistan’a azm etdiler. Vilayet-i Haleb’e çıkdılar. Andan Ca’ber Kal’ası’nun önüne vardılar. Ol arada Fırat ırmağınun önlerine geldiler. Geçmek istediler. Süleyman Şah Gaazi’ye ayıtdılar: Hanım biz bu suyı nasıl geçelüm? Dediler. Süleyman Şah dahi atın suya depdi. Önü yar imiş. At sürçdü. Süleyman Şah suya düştü. Ecel mukadder imiş, Allah’ın rahmetine kavuştu.Sudan çıkardular. Ca’ber Kal’asının önünde defn etdiler. Şimdiki demde ana MEZAR-I TÜRK derler.” Osmanlı kroniklerinde Süleyman b. Kaya Alp’ın ve Mezar-ı Türk’ün hikayesi böyle anlatılıyor. Osmanlı tarihine aşina olanların malumudur. Sultan II. Abdülhamid Han hazretleri ceddine pek düşkün idi. Onun devrinde Karakeçililerin Söğüt’de ecdad kabri Ertuğrul’u ziyaretlerinden çok memnun olmuş, dedesi Ertuğrul’un türbesini ve havalisini yeniden düzenletip temizletmiş idi. Günümüzde bu ziyaretler resmi tören niteliğini almıştır. Japonya ziyaretine gönderilen Ertuğrul gemisinin adı da bizzat bu muhabbettin eseridir. Sultan ecdadının Suriye’deki kabrine de hassasiyet göstermiş Süleyman Şah için burada bir türbe yaptırmıştır. Mezar-ı Türk veya nam-ı diğer Süleyman bin Kaya Alp Türbesi Osmanlının inkirazı ile birlikte unutulmamıştır. Bilakis buradaki Fransız işgali sırasında ve daha sonra Suriye ile uluslar arası antlaşmalara mevzu olmuştur. Suriye''yi işgal eden Fransa ile Sakarya Zaferi’nden sonra TBMM hükümeti masaya oturdu ve Ankara''da 1921''in 20 Ekim''inde Ankara Antlaşması''nı imzaladı. Fransa, antlaşmanın 9. maddesiyle Caber Kalesi''nin eteklerindeki ‘‘Türk Mezarı’’nın Türk toprağı olduğunu, Türkiye''nin malı olarak kalacağını ve mezara Türk bayrağı çekileceğini, burada Türk muhafızların nöbette kalacağını kabul ediyordu. 1923 yılında Lozan Antlaşması’nda ve daha sonra da Suriye’nin bağımsızlığını kazanması ile bu hüküm değişmedi. Atatürk’ün de Mezar-ı Türk konusunu çok önemsediği ve de bundan ötürü Anıtkabir’e memlektin dört bir yanından getirilen toprakların arasında Caber Kalesi''nden getirilen toprağın bulunduğu söylenir. Türbenin muhafazasını sağlamakla görevli olan Jandarma İhtiram kıtasının ikameti için 30 Mayıs 1938 tarihinde modern bir karakol yaptırılmış, eski türbenin tamiri imkansız hale geldiğinden tarihi önem ve özelliğine uygun olarak, 1939 yılında da karakolun yanında yeni bir türbe inşa ettirilerek Süleyman Bin Kaya Alp''ın mezarı buraya nakledilmiştir Suriye Hükûmeti, Fırat Nehri üzerinde 1966 tarihinde başlattığı Tabka barajının 1973 yılı içerisinde her türlü inşaatını bitireceğini ve barajın su toplamaya başlamasıyla Caber Kalesinin tamamen baraj suları altında kalacağını ileri sürerek, Türk hükûmetinden türbenin yerini değiştirilmesi veya türbenin Türkiye’ye naklini talep etmiştir. Yeni ortaya çıkan durum üzerine Türkiye ve Suriye hükûmetleri arasında yapılan görüşmeler sonucunda imzalanan antlaşmaya göre; Türbe, müştemilatı ile birlikte Karakozak köyü yakınındaki yeni yerine nakledilmiştir. Günümüzde her ayın 7 ve 20 sinde karakolun ikmali sağlanmakta ve personel değişimi yapılmaktadır. Caber Kalesi, Türkiye Cumhuriyeti 20. Zırhlı Tugayı 3.Hudut Alay Komutanlığı 2. Hudut Taburuna bağlı bir manga asker tarafından korunmaktadır. Efendim, bir gün yolunuz Suriye’ye düşerse Türkiye’nin temellerini atan kahramanlarından birinin de Mezar-ı Türk’te yattığını unutmayıp ziyaret ediniz. Yolunuz düşmüyor ise de bir fatihayı esirgemeyiniz… Kalın sağlıcak ile…

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
25953505

Üye Kaydı ve Girişi

58 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi