Demirhan YILMAZ

İnsanlık Nereye Koşuyor?

İNSANLIK NEREYE KOŞUYOR? 

 “Biz kimsenin düşmanı değiliz, yalnız , insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız.’’diyen Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK insanlığın sanki açık tarifini yapıyordu.Yine gönüllerin baş elçisi Mevlana da “ yaratılanı sev Yaratandan  ötürü’’ diyordu.

Evrende bütün her şey sanki insanlığın mutluluğunu ön plana çıkarmıştı. Bu güzelliklere vasıl olmak insanların birbirleriyle kucaklaşması ve yakınlaşmasına bağlıydı. Dünya barışının da sağlanması için bütün ülkeler ve  insanların  çaba harcaması gerekmekteydi. Yine Atatürk 1933’te yapmış olduğu bir konuşmasında; Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler arasında hiçbir renk , din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı hakim olacaktır.’’ Sözleri günümüzdeki bütün zor durumda bulunan  ve zulüm gören  mazlum insanların beklentisidir.

Ortadoğu’da kaynayan kazanların arasından  ve hemen her gün ölüm haberlerinin son derece normal olan bir coğrafyadan sesleniyor olmak ürkütücü aslında. Kılıçların çekildiği ve bir daha kınına sokulmayacak olan savaşların arifesinde olmak ya da olmaya çalışmak belki de her ikisi de zor. Düşünmeden olmuyor. Biz bu hadiselerin neresindeyiz? Neresinde durmamız gerekiyor? İnsanlık Kosova’da, Bosna–Hersek’te, Afganistan’da, Pakistan’da Arnavutluk’ta, Çeçenistan’da, Filistin’de, Keşmir’de, Karabağ’da, Doğu Türkistan’da (Sin chiang Uygur Özerk Cumhuriyeti-Çin), Azerbaycan-Dağlık Kara bağ’da Lübnan’da, Irak’ta … v.b nerede kalmıştı? Neden bu kadar geç kalmıştı? Açılan toplu mezarların, ölen masum  kadın ve çocukların  hesabını kim ödeyecekti? Neden bu kadar insanlığın yararına örgütler varken ve en önemlisi de insan hakları diye bir gerçek varken bunlar yaşam alanına geçirilemiyordu? Sorular cevaplanamayacak kadar zordu tabiî ki …

         Asırlardır bu coğrafyada (Anadolu’da ) kurulan devletler; Hititler, Roma İmp., Selçuklu Dev. Ve Osmanlı İmp. hep bir dünya devleti olmuşlardı. Kıta–Kara teoremine göre  bütün dünyanın gözü  Anadolu ve Anadolu’yu çevreleyen  deniz ve boğazların üzerindedir. Neden? Çünkü onlar da bir dünya devleti olup halkını daha çok mutlu etmek istiyor. Yalnız kendi halkınızın mutluluğu diğer masumlara zarar veriyorsa sizin özgürlüğünüz orada sona ermiyor muydu? Bu tanımı siz batılılar yapmamış mıydınız? Avrupalılar ortaya “Şark Meselesi’’ ( Doğu Sorunu) diye bir kavram atmışlardı. Zaman ve mekana bağlı olarak bir bukalemun olan bu kelimenin temelinde Avrupa-Türk ilişkileri yatmaktadır. İki dönemde değerlendirilen bu kelime; I.Dönemde Türkleri  Balkanlar’dan atmak ki, bunu Balkan savaşları neticesinde hemen hemen başardılar. II.etapta ise Türklerden İstanbul’u alıp, onları Anadolu’dan çıkarıp Ortaasya’ya geri göndermek. Bunu gerçekleştirme adına Türk nesli üzerinde ki oyunlar açıktır. Kültür değişmesi, Kardeşi kardeşe düşürme ve birbirleriyle çekiştirme,suni gündemler yaratma,gençleri kamplaştırma… v.b gibi. Eğer bu kadar önemli bir coğrafyada yaşamıyor olsak bu kadar problemimiz olmazdı. Yani bizim hiçbir zaman düşmanımızın olmama ihtimali yok gibi. Ermeni Meselesi, Güney doğudaki terör olayları, Doğu Karadeniz’de bir Pontus Devleti hayali, Büyük Yunanistan(Megali-İdea), Kıbrıs Sorunu,Ege Adaları sorunu, Kıta Sahanlığı sorunu, Patrikhane sorunu, Misyonerlik ve casusluk sorunları, kardeş kavgaları… v.b gibi sorunlarla bizi bize bırakmayacaklar. Çünkü bırakılırsak eğer Ortadoğu’nun gerçek abisi dün olduğu gibi bugünde ortaya çıkabilir. Asırlar boyu Osmanlı Devleti bütün orta doğudaki devletleri sorun çıkmadan yönetmişti. Şimdi onun bıraktığı coğrafyada batılı devletler bunu uygulamaya çalışıyor ama nafile… Masa başı planlarla yeni dünyanın haritasını çizmeye çalışanlara karşı Türk gençliğinin gözünü artık açması gerekiyor. Ey yeni nesil genç neden hala oyundasın? Neden boş yere vakit geçiriyorsun? neden boş gözlerle etrafına bakıyorsun? Sen ki Fatih’in İstanbul’u feteddiği yaştasın.Akif’in dediği gibi “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı! Düşüm altındaki binlerce kefensiz yatanı. Bu topraklara sahip çık, bu değerlere sahip çık. Değeri bilinmeyen vatansızlık ve özgürlük görmek istersen Irak’a  bak yeter.Siz değerli gençler; sorumluluğu büyük ve bir o kadar da meşakkatli bir yolun yolcularısınız. Bu yolda her türlü fedakarlığa razı olan ve zorluklara katlananlar olarak görülmelisiniz. “Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır. Öğrencilerimiz de vatanına ve milletine bağlı, Atatürk ilke ve inkılaplarına sahip çıkan, her olumsuzluğa rağmen özünü koruyabilmelidir. Ey Türk Gençliği! Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

 

 

DEMİRHAN YILMAZ

TARİH BİLİM UZMANI

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26004853

Üye Kaydı ve Girişi

80 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi