Erol KÖMÜR

Büyük Yalan

Büyük YalanBÜYÜK YALAN

Azerbaycan halkı bir ay sonra büyük bir hakikati hatırlayacak, 28 Mayıs İlan-ı İstiklal gününün on senelik yıl dönümünü tesid edecektir. Bu halkın kanlı düşmanı, kızıl Sovyet istiklali ise, bugün büyük bir yalanın yıl dönümünü tesid etmektedir.

BÜYÜK YALAN, diyoruz, çünkü istilayı istiklal diye tekrim etmekten daha büyük bir yalan tasavvur edilemez! Dünyaya cennet vaad eden bolşevizmin, musallat olduğu memleketlerde, vücuda getirdiği cehennem misalinde isbat olunan tarihi yalanın en büyük numunesini, şüphesiz 27 Nisan Vak’ası teşkil eder.

Bakü’de intişar eden komünist gazeteleri, satılık kalemlerle yazılan makalelerinde, Azerbaycan’ın hakiki istiklale ancak bugün nail olduğunu “isbat” edecek, fıtraten esir ve köle olarak yaşamak için yaratılan kara kalpli bazı natıklar da aynı nakaratı tekrar eyleyeceklerdir.

Ekseriyeti rus amelesinden ve Azerbaycanla alakası olmayan zatı belirsiz tesadüfi adamlardan ibaret olan Bakü sovyeti dahi kızıl rus kuvvetinin kuklasından ibaret olan bu hokkabazları, şüphesiz, çok büyük bir heyecan ve takdirle alkışlayacaktır. Bütün bu yapmacıklara istila kuvvetinin zoruyla yaptırılan amele ve memurin nümayişleri gibi bazı gözboyacı dekorlar da ilave edilecektir.

Bir kelimel ile BÜYÜK YALANın azamet ve ihtişamını tekemmül edecek tedbirler görülmekte zerre kadar kusur gösterilmeyecektir.

Fakat bütün bu tedbirlere rağmen gözü açık Azerbaycan halkını bugünün “istiklal” değil, bir “istila” günü olduğunu, görmekten kimse men edemez. Sekiz sene evvel indirilen üç boyalı milli Azerbaycan bayrağının bir “istila” ve “mahkumiyet”, halihazırda sabık Rusya imparatorluğu istilasında bulunan memleketlerin kısm-ı mühimi üzerine gerilen kızıl parçanın bir “istiklal” ve “hakimiyeti milliye” bayrağı olduklarını  - ebleh veya hain olmadıkça- hiçbir Azerbaycanlının  kabul edeceğini aklı yerinde bir adam katiyen tasavvur edemez!

 

Bu nasıl istiklaldir ki, yabancı rus ordusunun süngüsü ile kaimdir? Bu nasıl istiklaldir ki, Bakü’nün rus ordusu tarafından işgalini müteakip moskova’dan ilan olunur? Bu nasıl istiklaldir ki, kendisini ilan eden heyet moskova’dan gelir ve ancak kızıl rus neferlerinin safları arasından geçmek suretiyle mevkiini işgal edebiliyor?

Cihan tarihinde, istiklallerini kazanmış milletler arasında, bir tek misal yoktur ki orada istiklali ilan olunan bir millet efradı kendi memleketinde esir ve mahkum bir vaziyette bulunsun.

27 Nisam “istiklali”nin ferdasında teşkil olunan talan haftaları namus ve ismetinin … çizmeleri altında payimal olduğunu gören bir Azerbaycanlı komünist olsa bile kendisinin pek büyük bir yalan karşısında bulunduğunu derk etmeyebilmezdi. Bu idarenin tesiri ile idi ki Azerbaycan’ın ilk komiserler reisi Neriman yabancı kuşlar aleyhindeki o maruf makalesi ile muhalefete geçmiş, şarka mahsus yumuşak bir politika temini için say eylemiş, bu vasıta ile milletine karşı işlediği cinayeti, kısmen olsun, tehvin etmek istemiş, fakat buna muvaffak olamamıştı. O kadar ki, etrafındaki caniler hakkında yazdığı raporu bile Moskovalı efendiler nezdinde ispat edememiştir; ve neticede moskova’ya celb olunmuş, orada fecian vefat etmiştir. Ondan sonra Azerbaycan komünist fırkası meyanında zaman zaman zuhur eden, mutezilenin daima diline doladığı Şair Neriman’ın muvaffakiyetle müdafaa edemediği bu şairdir. O şair ki, onu ahiran Troçkiler dahi Stalincilere karşı müdafaa ediyor; Moskova, rustan olmayan milletleri istismar ve memleketlerini istismar ediyor, diyordular.

Milli komünistlerin bile kısmen belki de samimi ekseriyetle post kavgasının bir taktiği olmak üzere, his ve idrak ettikleri bu kırmızı yalanı istila rejiminin yüzüne çırpan bir kuvvet vardır ki, onun mevcudiyetiyle biz yalanıcı 27 nisan perdesinin Azerbaycan üzerinden – er geç – bertaraf edileceğine kaniyiz.

Bu kuvvet, istiklalci Azerbaycan neslidir. O nesil ki yabancı istila kuvvetine karşı var kuvvetiyle mücadele ederek gayr-ı müsavi mücadelede çok büyük kurbanlar vermekle beraber azminden dönmüyor, halkın gözünü açmak, ruhunu yükseltmek ve istihlas gününü bekleyen ümidini kuvvetlendirmek için bütün mevcudiyetini feda ediyor. Onlardan bu yolda şehid olanlara bizden binlerce rahmet! Şehid olmayıp da ölümden daha beter bir hayat içinde, Sibirya’nın soğuk menfalarında Salokgi ve Kem  gibi öldürücü zindanlarda, mahrumiyetler ve sefaletlerle dolu muhacerat ve gurbet ellerde yaşayan hakiki mücahidlere binlerce şan ve şeref!

Çünkü kızıl emperyalizmin zorla tatbik ettiği istila rejimine karşı pasif surette mukavemet eden halkın arzu ve emellerini aktif surette ifade eden zümre bu mert zümredir. Çünkü milletin sovyetizme karşı koyduğu demokratizm, rusizme karşı koyduğu Türkizm, işgale karşı koyduğu istiklal şairini tervic ve müdafaa eden mefkure ordusu bu kahraman ordudur. Bunun içindir ki, düşman bütün hiddetini, bütün şiddetini ve bütün nefretini bu zümreye, bu orduya tevcih etmiştir.

Fakat tarihte emsaline şahid olmadığımız bütün mezalimlere rağmen, Azerbaycan halkının bu rejime karşı mukavemeti artıyor. 27 Nisan yalanına aldananların sayi sıfıra iniyor. Sovyet federalizminin kuru bir laftan ibaret olduğunu bu boş bir laftan ibaret yalancı  Sovyet perdesi arkasında en menfur bir istila, istismar ve isti’mar rejimi gizlendiğini artık görmeyen yoktur. Bu bir hakikattir. Bu hakikat, bizce yakında on seneliğini tes’id edeceğimiz 28 Mayıs hakikatinin, sekiz senelik nedametini büyük bir kalb sızısı ile terk ettiğimiz 27 Nisan yalanına galebe çalacağını temin eden en büyük bir ameldir. Bu amel mevcud oldukça, Bolşevikler bile ne kadar büyük yalanlarla mücehhez olsalarda, büyük hakikatin bir an evvel muzaffer olacağını men edemezler. Biz buna eminiz !

                                               Def olsun yalan, yani istila!

                                               Yaşasın hakikat, yani istiklal!

 

Resulzade Mehmed Emin

27 Nisan 1928

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26659628

Üye Kaydı ve Girişi

48 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi