Erol KÖMÜR

CUMHURİYETİN YIL DÖNÜMÜ

CUMHURİYETİN YIL DÖNÜMÜCUMHURİYETİN YIL DÖNÜMÜ

29 Teşrin-i evvel 1927!.. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti dördüncü senesini tamamlayarak beşinci yıl dönümüne başlıyor. Dört seneden beri, büyük müncinin gösterdiği hedefe doğru ve onun çizdiği yol üzerinde sarsılmaz bir azim ve iman ile yürüyen Türk Gençliği, böyle yıldönümlerinde, bir taraftan maziye diğer taraftan müstakbele bakarak, kendi kendisiyle hesaplaşmak ihtiyacındadır. Bu ihtiyaç ne kadar tabii ise, bu cins hesaplaşmalar da  fertler ve milletler için o nispette terbiyetkardır.

 

Bu geçen dört senelik hadiseleri dimağımızda birer birer sıralayıp canlandırdıktan sonra ilk duyacağımız his, şüphesiz, derin bir hazz-ı vicdanidir. Milletlerin hayatı için hatta bir “an” bile olmayan bu kısa zaman zarfında, Türk milleti maddeten ve manen bir inkılab geçirmişdir! Kurun-u vustadan kalan hilafet ve saltanat müesseseleriyle onun asırlarca istinadgahı olan medrese ve tekkenin ilgası, devletin eski “teokratik” simasını değiştirerek hak teşriini kurun-u vusta müesseselerinden müstakil bir şekilde istediği gibi kullanmaya başlaması, taassub ve irtica’ın adeta son ilticagahı sayabileceğimiz fes ve sarığın ortadan kaldırılması, bütün bunlara ilaveten iktisadi ve milli sahalarda ve bilhassa maarif ve nafiada yapılan birçok mühim işler, Türk milletinin dört seneden beri medeniyet ve itila yolunda nasıl kuvvetli adımlarla yürüdüğünü kafi derecede vuzuhla gösterebilir. Bu yolda yürürken ara sıra karşımıza büyük manialar çıkarıldığını, teceddüde ve inkılaba düşman bir muhit yaratabilmek için türlü türlü maskeler altında müthiş bir ihtirasla çalışıldığını da unutmayalım. İnkılab düşmanları belki her şeyi hesaplamışlardı; lakin, Türk milletinin asırlarca fedakarlıklar, tecrübeler mahsülü olan “hiss-i selim”ini düşünemedikleri için, zillet ve hüsranla karşılaştılar. Türk milletinin, felaket ve ıstırab günlerinde kendisine ümid ve reha yollarını gösteren büyük münciden ayrılarak, mechul ve bulanık ihtiraslar peşine takılacağını ümid etmek, olsa olsa, bir “delilik ve küstahlık”tı. Maalesef memleketin içinde ve dışında, bunu irtikab edenler oldu… O büyük münciye karşı ki, memleketin en fedakar ve azimli çocuklarını ümitsizlik içinde bunaltan zulmet  ve nevmidi anlarında bile, ilahi bir meşal-i reha gibi kudret ve safvetini bir an gayb etmemiş, yeis ile boşalan milyonlarca kalbi tek başına azim ve iman ile doldurmak mucizesini göstermişti…

Dört seneden beri geçtiğimiz yolları böyle ümid ve itminan ile gördükten sonra, gözlerimizi istikbale çevirmek, ve daha ne uzun, ne meşakkatli merhaleler kat’ına mecbur olduğumuzu yine aynı azim ve itminanla düşünmek mecburiyetindeyiz. Ferdi işlerde çok kanaatkar ve ihtirastan azade olan Türk Gençliği, memleket işleri mevzu-u bahs olunca, azami nispette idealist olmayı ve Türk milleti için en yüksek tümden ve teali gayelerini istihdaf etmeyi kendisine bir vazife bilir. Milletimizi Avrupa’nın en mesud ve müreffeh, en mütemeddin milletleriyle aynı seviyeye çıkarmadan evvel gayemize vardığımızı ve istirahata hak kazandığımızı iddia edemeyiz. İşte bu nokta-i nazardan bakınca, yapmağa mecbur olduğumuz işlerin ne kadar çok ve ne kadar müşkül olduğunu ilk nazarda anlamak imkansızdır: Avrupa memleketleriyle memleketimiz arasında maddi ve manevi herhangi sahada yapılacak küçük bir mukayese, bize bu hakikati gösterebilir. Bu günkü Türk Gençliği böyle bir mukayese karşısında şaşıracak, azim ve imanını gayb edecek bir gençlik değildir; çünkü “Mondros” ve “Sevr” sonra, “Dumlupınar” ve “Lozan”ı görmüş, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin nasıl doğduğuna bizzat şahit olmuştur. Bundan böyle kat’ine mecbur olduğumuz yolların uzunluğu, müşkülatı, manileri, bu gençliği mevmidiye deği, bilakis daha faal, daha mücehhez, daha azimkar olmağa icbar ediyor. Büyük Gazi’nin mukaddes vediası olan “Cumhuriyet”i bütün varlığıyla müdafaaya yemin etmiş olan Türk Gençliği, omuzları üstündeki yükün ne kadar ağır, fakat ne kadar şerefli olduğunu artık layıkıyla idrak etmiştir…

Köprülüzade Mehmed Fuad

Hayat, Sayı 49, Sayfa 441, Ankara, 1927.

Transkript: Erol KÖMÜR 29.10.2013 00:18 İstanbul.

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26659627

Üye Kaydı ve Girişi

47 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi