Erol KÖMÜR

Milliyetçilik ve Cemaatçilik: Ziya Gökalp

İÇTİMAİYAT

Milliyetçilik ve Cemaatçilik

Milliyetçilik ve Cemaatçilik: Ziya Gökalp            Geçenlerde VAKİT gazetesi, TIMES’ın üç makalesini hülasa etti. Bu makalelerden anlaşılıyor ki İngilizler evvelce (İttihad-ı İslam) gayesinden korktukları gibi, şimdi de (Turan) mefkuresinden dolayı telaş ediyorlarmış; TIMES muharririne göre İngilizler için yalnız bir teselli noktası varmış ki o da (ittihad-ı İslamcılık)la (Turancılık) arasında tezad bulunması imiş.

            İngilizler, muharebenin bidayetinden beri mahkum milletlerin istiklalini iade maksadıyla harb ettiklerini iddia ediyorlar. O halde, ben bu insaniyetli düşmanlarımızı temin ederim: bu mefkurelerin ikisinde de kendileri için korkacak bir şey yoktur. Çünkü, ne (ittihad-ı İslam) bütün Müslümanların, (halifenin hakimiyeti) altında bir saltanat teşkil etmesi, ne de (Turan) bütün Türklerin (Hakanın Vilayeti) altında bir devlet tesis etmesi demek değildir.

 

            (İttihad-ı İslam) bütün Müslümanların, müşterek, bir devlet teşkil etmek için değil, belki asrî cemiyetler haline girmek için, müttehiden çalışması demektir. Asrî cemiyetin adına MİLLET derler. Madem ki İngilizlerin harbe girmesi bütün mahkum milletlerin ecnebi boyunduruğundan kurtularak hür ve müstakil olması içindir; herkes gibi hür ve müstakil olmak için, Müslüman ve Türk kavimlerinde milletler sırasına geçmek istemesi gayet tabiidir.

            İngilizler, Hıristiyan kavimleri MİLLET olmaya teşvik ederken, bilmem nedendir, Müslüman kavimlere SİZ DAİMA CEMAAT HALİNDE KALINIZ! Diye öğüt veriyorlar! Acaba, cemaatin, milletten farkı nedir ki – İngiliz dostlarımıza göre – Hıristiyanların MİLLET mahiyetini alması, Müslümanların CEMAAT halinde kalması lazım geliyor!

            Millet, müstakil bir harsa malik bir cemiyet demektir. Harsta müstakil olan bir cemiyet, mutlaka siyasette de müstakil olmak lazım gelir. Çünkü, milleti bir insana benzetirsek HARS milletin kalbini, SİYASET ise iradesini teşkil eder. O halde, nasıl bir adamın iradesi mutlaka kendi kalbine dayanırsa, bir milletin siyaseti de behemehal kendi harsına istinad eder. İşte, bu esasa binaen der ki İngilizler, - İrlandalılar müstesna olmak şartıyla – Hıristiyan kavimlerin ibtida harsta müstakil, sonra da siyasette müstakil olmasını istiyorlar.

            Cemaate gelince, bu öyle bir enmuzecdir ki esir olduğu halde kendisini hür zanneder. Vakıa, cemaatin müstakil harsı yoktur; müstakil bir devleti de olamayacaktır. Fakat, bu mahrumiyetlere mukabil, cemaatin, kendine mahsus bir aile kanunu, bu kanunun hakimlerine münhasır bir şeriye mahkemesi, yine bu daire dahilinde kalmakla mükellef bir kadısıyla bir de müftüsü var. Yani cemaat, küçük aileleri içine alan büyücek bir aileden ibarettir. Bu büyük ailenin kendisine mahsus mahkemesi de var, artık, cemaat bundan başka müesseseler isterse bir tamakarlık yapmış olur. Müslümanlar, burada mütemadiyen çalışarak, İngilizlere vergiler, cizyeler vermeli çünkü, Allah ezel-i azalde adilane bir taksim yapmış, dünyayı Avrupalılara MÜSTEMLEKE, ahreti Müslümanlara MÜSTAMERE olarak halk etmiş ! İşte, İngilizlerle müttefikleri, müstemlekelerindeki Müslümanlara bu suretle nasihat veriyorlar. Mamafih öteden beri bize verdikleri öğütler de bundan farklı değildir. SİZ ŞARKLISINIZ, GARB MİLLETLERİNE BENZEYEMEZSİNİZ. SİZİN HÜKÜMETİNİZ HUDAŞAHİ ESASLARA MÜSTENİDDİR, SAKIN MİLLETŞAHİ BİR DEVLET TEŞKİLİNE ÇALIŞMAYINIZ! Diye daima bize nasihatlar veren İngiliz dostlarımız değil midir? Aynı zamanda, yine bunlardır ki, Avrupalılara hitab ettikleri kitaplarında TÜRKLER, VE ALEL UMUM MÜSLÜMANLAR, HÜDAŞAHİ ESASLARDAN KATİYYEN AYRILAMAZLAR, FAKAT DAİMA KANUNLARI İPTAL EDEBİLİR. BİNAENALEYH BUNLARIN ELİNDE DEVLET VE MEMLEKET BIRAKMAMAK LAZIMDIR. Yolunda sözler yazıyorlar. O halde anlaşılıyor ki bizi evvela cinayet ad ettikleri bir işe teşvik ediyorlar, sonra da bu işten dolayı bizi mahkum etmeğe çalışıyorlar ! Bu hayru hevahane hareketleri için teşekkür etmemiz iktiza etmez mi?

            Görülüyor ki İngilizlerle Fransızlar Müslüman kavimlerin millet enmüzecine geçmesini istemiyor, bunların daima cemaat halinde kalmasını arzu ediyor. Halbuki bugün bile harbde devam etmelerine sebep olarak bütün kavimlerin müstakil milletler haline gelmesi maksadını gösteriyorlar. Fakat, biz, bu iki milletin kendi lehlerindeki prensiplerine, başka milletlerin aleyhindeki nazariyelerinden ziyade kıymet verdiğimiz için, milliyet mefkuresini Müslümanlar arasında neşre çalışıyoruz. İşte, ittihad-ı İslam mefkuresi, bütün Müslüman kavimlerin asrileşerek milletleşmesi ve siyasi istiklalini elde etmek için mücahede etmesi demektir. Turan mefkuresi de, bugün ayrı ayrı devletler halinde yaşamağa mecbur olan umum Türklerin müşterek bir harsa malik olması demektir. O halde, Turancılıkla ittihad-ı İslam arasında tevehhüm olunan tenakuz da mevcud değildir. Çünkü, Turan, bütün Türklerin bir millet olması manasına olub, İttihad-ı İslam ise Türkler gibi diğer İslam kavimlerinde müstakil harsa malik müttehid bir millet olmağa çalışması demektir. O halde İngilizler, Turan ve İttihad-ı İslam mefkurelerinden korkmasınlar. Bilakis bunların neticesini memnuniyetle beklesinler. Çünkü Ruslar, son zamanlarda nasıl, bir takım mahkum milletleri idare etmek zahmetinden, kurtuldularsa, yakında İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar da bir çok müstemlekeleri idare gibi ağır bir yükten ebedi bir surette kurtulacaklardır: Çünkü, artık, umum milletlerin istiklal saati havl yetti, artık, emperyalist hükümetlere ihtiyaç kalmadı.

Ziya Gök Alp

Transkript: Erol KÖMÜR

 

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26657912

Üye Kaydı ve Girişi

42 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi