Erol KÖMÜR

Üstünlerin Mavi Bereleri Anıları

Erol Kömür Dağ Komando Okulunda1996 Kasım Ayı, Dağ Komando Okulu’ndaki son günlerimiz. Ağustos ayında masmavi rengi ile eşsiz manzarasına doyamadığım Eğirdir  Gölü kararan bulutlarla maviliğini yitirmiş… İki ay önce ter fışkıran kıyafetlerimiz artık kabanlarımızın korumasında, yakalar dik kulaklarımızı ayazdan saklamakta…

Tek izin günümüz, Pazar. İntikalden, tatbikattan bitkin düşmeyenler için göl kenarında sabah kahvaltısı en büyük keyif… Asteğmen adayları grup grup nizamiyeden çıkıp çarşının yolunu tutuyorlar… Benim gibi kahvaltıdan daha erken yola düşenlerin en büyük gayesi binlerce komando adayından önce gazete bayilerine ulaşıp dilediği gazete ya da dergiyi kapmak…

Kışla kantininde bütün gazete ve dergileri bulmak mümkün değil. Netekim akreditasyon her yerde…  Onbeş günlük aradan sonra güncel gazete ya da dergi bulmak da büyük keyif olacak… Tabii benden önce birkaç mavi bereli bayiye ulaşıp gazeteleri tüketmezse…

Mutlu Son… Tel rafın üstünden gazeteyi çekip koltuk altı yapıyorum. Ödemeyi yapıp güzel bir lokanta bulmak ve sabah kahvaltısı için masa kapmak gerek… Kapmak gerek, çünkü birazdan her yer tıklım tıklım olacak… Derken; rafın en altından seyrek dişli bir velet tebessüm ediyor… Bu velet bildiğiniz veletlerden değil, kendisi dergi kapağı… Bu dergi de bildiğiniz dergilerden değil. İlk sayısından beri kapağında çıplak kadın hiç olmadı J

Aksiyon’dan bahsediyorum… Kapak konusu bir eğitimcinin atlayamayacağı cinsten, monitör önünde tüm sıcaklığı ile tebessüm eden “Einstein de Olabilirim, Hitler de…” diye haykıran sevimli bir velet…

***

Aksiyon dergisinin 102. Sayısı elimde… Bayiden çıktığım gibi heyecanla hem yürüyor hem de kapak konusunu okumaya koyuluyorum. Bir taraftan da sokak direklerine toslamamak için parmak uçlarımla yolumu kokluyorum… Bu da; gecenin zifiri karanlığında, ayakta uyuyarak, intikal etmenin kazanımı: yürürken birkaç işi bir arada yapabiliyorsunuz J

Neymiş? mavi berelide bu kadar heyecan uyandıran kapak konusu… Üstün Zekalıların ve üstün yeteneklilerin eğitimi…  Yolda ayaküstü okuduğum yazıyı kahvaltı masasında tekrar be tekrar okuyorum.  İki yıl önce (1994) fakültede öğrenciyken kabul edilen Avrupa Konseyi tavsiyelerini hatırlıyorum.  Formasyon eğitimi alırken hocalarımızın bahsettiği Bilim ve Sanat Merkezi’nin de Ankara’da eğitime başladığını  bu yazı vesilesi ile öğrenmek sevinç verici…

Yazının en ilginç bölümü ise Türkiye ile yurtdışında üstün yeteneklilerin erken yaşlarda tespiti ve eğitimi konusunda… Bu bölümde muhabirler Osman İridağ ve Baki Aydın haberin aktarımında bir yanlışlık yapmadı iseler Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürü’nün beyanatı gaf ile skandal arasında bir beyan… Habere göre Sayın Birdal Özbaykal’a   "Devlet neden üstün zekalı çocukları önceden belirlemek için bir çaba harcamıyor" şeklinde soruluyor. Sayın Özbaykal’ın …verdiği cevap oldukça ilginç; "Böyle bir çalışma hiç bir ülkede yapılmıyor." …

 

Onyedi yıl aradan sonra Türkiye’de üstün yeteneklilerin eğitiminden sorumlu en üst düzey yetkilinin böyle bir açıklamayı inanarak mı? yaptığı; yoksa muhabiri savuşturmak için mi? söylediği benim için hala bir muamma… Muhabirler dünyada bu işin böyle olmadığını erken yaşta tanılamanın önemli olduğunu Prof. Barbara Clark’ın ifadeleri ile izah etmeye çalışıyorlar…

Aslında Amerika’ya kadar gitmeye gerek yok. 80’li yıllarda Türkiye’de misyon okullarının ve bazı vakıfların, şirketler aracılığı ile üstünleri tespit etmek için Türkiye genelinde devlet okullarında yaptıkları çalışmaları 80’lerde yolu devlet ilkokulundan geçmiş bazı talebe ve öğretmenler iyi bilirler…

Yıllar sonra yolum BİLSEM’lerle kesiştiğinde Aksiyon’un bu haberi ve Özbaykal’ın açıklamaları beni hep dürtmüştür. Fırsatını bulduğum tüm ortamlarda üstünlerin Türkiye genelinde tamamını erken yaşlarda tanılamanın önemini paylaşmışımdır. Ne acıdır ki aldığım yanıtlar Özbaykal’ın açıklamasının çok ötesinde değiller… Hatta, bir tanıtım programında bu konudan bahsetmem engellenmek istenmiş, üst düzey bir yetkili de böyle bir tanılamanın sakıncalarından bahsetme yolunu tutmuştur.

Karar alma süreçlerinde etkili tüm yetkililere arzımdır (özellikle kader-denk noktalarını görebilen yetkililere) : Üstünleri okul öncesinde tanılayacak testler geliştirmeli, testleri yapacak uygulayıcılar yetiştirilmelidir. Türkiye genelinde tanılama,  izleme ve yönlendirmeler yapılmalıdır. Zaten Bilsemler bu işi yapıyor zannıyla durum geçiştirilmemeli, Türkiye’nin tüm çocukları bu taramadan periyodik olarak geçirilmeli, izleme ve yönlendirme çalışmaları okul öncesinden devlet tarafından başlatılmalıdır.

Bu husus Türkiye’nin enerji yatırımlarından daha acil bir ehemmiyet taşımaktadır. Siyasal irade ve idare petrol vb. kıymetli madenlerin aramasına ayırdığı bütçe kadar bu iş için tahsisat ayırdığında meselenin ciddiyetine inanılmış demektir.

Hiçbir güç bizi 2023 ve 2071 hedeflerine üstün yetenekliler kadar hızlı ve kolay ulaştıramaz…

Erol KÖMÜR

21.10.2013 01:26 İstanbul

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26089571

Üye Kaydı ve Girişi

75 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi