Erol KÖMÜR

YENİ MEKTEP KİTABI

Halim Sabit Efendi

YENİ MEKTEP KİTABI

Çocuklarımızın okuduğu mektep kitapları hakkında evvelce birkaç söz söylemiş idik. Vakıa bundan yirmi otuz sene evvel okutulan kitapların bazıları artık bırakılarak yerine başkaları yazılmış, başkaları kabul edilmiş ise de eskiye bakılınca epeyce bir şey sayılan bu yenilik, bugünkü ihtiyacımız göz önüne getirildiği gibi, anlaşılır ki hiçbirşey değildir.

Evet, elifbamız hayli ıslah edildi, ufak tefek hesap kitapları, kıraat kitapları yazılmaya başladı, bunları kale almamak sahiplerine teşekkür etmemek pek nankörlük olur. Şu var ki efradı bizim kadar az okumuş bir millet için iptidai kitaplarımızın hal-i hazırını kafi görmek hiç doğru olmaz. Askeriyemizi yeni silahlarla donatmak ne ise çocuklarımızın eline zamanına göre yazılmış kitaplar vermek de aynıyla odur. Bizim yetiştiğimiz devirler geçti. Hem çoktan geçti ! nasıl geçtiğini burada tasvire kalkışmayacağız. Ciğerparelerimizin kıymetli zamanlarını öyle geçirmek, farz-ı muhal olarak doğru bile olsa kabul olamayacağını bir kere daha hatırlara getireceğiz.

Her baba evladını kendi okutacak kadar vakit, yahut hususi bir hoca tutup okutturacak kadar para bulamaz. Maarif Nezareti de birkaç sene içinde hiç yoktan bir usul-u talim icat edecek katar muktedir muallimler yaratamaz. O halde ne yapmalı? İktidarı, hamiyeti olanlar hem mektep çocukları için kitaplar yazmalı, hem de o kitaplardaki mebahsi çocuklara nasıl öğretmek lazım geleceğini gösterir eserler yani hoca kitapları meydana getirmelidir. En basit hakikatlari teyid için “Avrupa’da bile var!” sözünü ilave etmek modası bir bidat-ı hasene ise, biz de o sözü tekrar ederiz.

İyi ama, yazmalıdır, etmelidir… gibi kuru temennilerden ne çıkar? Diyeceksiniz, öyle mi? Çok şey çıkabilir. Netekim çıktı: Çocuklarımızın en mühim eksiği ilm-i hal kitabı değimliydi? İşte Halim Sabit Efendi kardeşimiz onu tamamladı. Şimdiye kadar hiç kimsenin yazmadığı bir ilmihal yazdı. Artık yedi, sekiz yaşındaki yavrularımız yaşını, başını almış ulemay-ı kelamın bile kolay kolay anlayamayacağı yahud anlatamayacağı sıfat-ı zatiye, sıfat-ı subutiye bahislerini papağan gibi ezberlemek mecburiyetinde kalmayacak; artık çocuklarımız fıtrat-ı beşere tamamıyla mülaim bulunmasından, daha açık bir tabir ile o fıtratın aynı olmasından dolayı sadeliği, besateti temsil eden ahkam-ı meşruamızı, akaid-i esasiyemizi birer muamma gibi telakki etmeyeceğiz.

 

Hocalarımız ne yapacak? Evet hocalar da bu yeni kitabı okutmak için hiç güçlük çekmeyecek. Çünkü müellif eserini biri çocuklarımıza, diğeri hocalarımıza mahsus olmak üzere iki kısma, daha doğrusu iki kitaba ayırmış; çocuklar için levhalar tertip etmiş; Muallimlere mahsus kısım da ise o levhalardaki hakaik zihinlere nasıl telkin olunacak. Layıkıyla göstermiştir.

Bu yeni ilmihal bab-ı fetvada müteşekkil tedkik-i musahhaf ve müellifat-ı şeriye meclis-i aliyesinin tastikini, takdirini kazandıktan sonra bütün mekatib-i ibtidaiyede okutulmak üzere Maarif Nezareti’nce kabul olunmuş; sahibine mükafat-ı nakdiye verilmiştir. Biz ne bahtiyarız ki temennilerimizin yavaş yavaş tahakkuk ettiğini görmeye başlıyoruz; çocuklarımız ne bahtiyardır ki böyle güzel bir esere malik bulunuyor. Halim Sabit Efendi ne bahtiyardır ki irfanının say’inin her taraftan şükran ile istikbal edildiğini görüyor.

Mehmed Akif

Sırat-ı Mustakim 16 Şevval Pençşembe 8 Teşrin-i Evvel  326

Miladi Tarih: 21 Ekim 1910

Transkript: Erol KÖMÜR İstanbul 2008

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26758239

37 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi