Erol KÖMÜR

Osmanlılar Çocuklarına Ramazan'ı Nasıl Öğretiyorlardı?

Osmanlılar Çocuklarına Ramazan'ı Nasıl Öğretiyorlardı?RAMAZAN

Muallim: Oğlum, siz dün gece ne yaptınız bakayım?

Şakird: Efendim, akşam ezanından sonra davul çalmaya başladı. Biz de dinledik. Sonra yatsı ezanı okundu; ben babamla camie gittik.

Muallim: Peki oğlum, sizin mahallede her gece böyle davul çalınıyor muydu, bu gece mi başladı?

Şakird: Hayır efendim her gece çalınmaz. Bu gece çalınmağa başladı.

Muallim: Davulu kim çalıyordu biliyor musunuz?

Şakird: Bizim mahalle bekçisi çalıyordu efendim. Ben kendisini tanırım. Her ay başı gelir, beğ babamdan para alır.

Muallim: Acaba niçin para alır?

Şakird: Efendim, bekçi sabaha kadar uyumaz mahallemizde bekler. Hırsız gelip evlerimize girmesin diye bakar.

Muallim: Peki oğlum, mahalle bekçisi niçin her gece davul çalmıyordu da dün gece çalmağa başladı biliyor musunuz?

Şakird: Evet efendim, bugün Ramazan başlıyor da onun için davul çalıyormuş.

Muallim: Demek herkes bugün Ramazan olacağını öğrensin diye davul çalınıyormuş öyle mi?

Şakird: Evet efendim.

Muallim: Peki oğlum bugün Ramazan olacağını niçin böyle herkese öğretmek istiyorlar? Bugün Ramazan olduğunu herkes bilmese olmaz mı?

 

Şakird: Hiç olur mu efendim, herkes oruç tutacak..

Muallim: Orucu nasıl tutarlar bakayım?

Şakird: Efendim gece kalkarlar yemek yerler.

Muallim: Böyle gece kalkıp yedikleri yemeğe ne derler bakayım?

Şakird: Sahur derler efendim.

Muallim: Sizde sahura kalkıyor musunuz? Oğlum.

Şakird: Evet efendim bazen beni de kaldırırlar.

Muallim: Peki oğlum gece sahura kalktılar, yemek yediler, sonra ne yaparlar?

Şakird: Yatarlar efendim.

Muallim: Yemek yedikleri gibi hemen yatarlar mı?

Şakird: Hayır efendim biraz otururlar. Benim babam sabaha kadar oturur, sabah namazını kılar öyle yatar.

Muallim: Öyle ya oğlum. Yemeği yer yemez hemen yatmak iyi değildir. Sonra insan hasta olur. Onun için siz de yemekten sonra hemen yatmamalısınız, biraz oturmalısınız. Peki, yemek yediler, oturdular, sonra...

Şakird: Top atılır. Artık ondan sonra ne yemek yerler, ne su içerler.

Mualim: Demek o topu “artık sakın yemek yemeyiniz, su içmeyiniz” diye atıyorlar değimli? O topa ne derler bilir misiniz?

Şakird: Evet efendim “imsak topu” derler.

Muallim: Evet oğlum imsak topundan sonra artık sabah olmuştur. Yemek, içmek olmaz. İşte böyle böyle Ramazanda yemeyen içmeyen adamlara ne tuttu derler?

Şakird: Oruç tuttu derler.

Muallim: Peki oğlum böyle ne vakte kadar yenilmez, içilmez de oruç tutulur.

Şakird: Akşam ezanına kadar efendim. Top atılır herkes orucunu bozar.

Muallim: O vakit atılan topa ne topu terler biliyor musunuz?

Şakird: Evet efendim “iftar topu” derler efendim. Vakit geldi mi herkes sofrada  oturur, topun atılmasını bekler. Top atıldı mı herkes yemeğe başlar.

Muallim: Top atılır atılmaz sofraya hemen yemek mi getirirler, yoksa ondan evvel bir şey yerler mi?

Şakird: Efendim evvela çorba içilir. (diğer bir şakird atılarak) Hayır efendim bir küçük tepsinin içinde simit vardır, reçel vardır, peynir, zeytin vardır ondan yerler.

Muallim: Onlara ne derler bilir misiniz?

Şakird: İftariye derler efendim.

Diğer bir Şakird: İftariye yenmese olmaz mı efendim?

Muallim: niçin olmasın oğlum. İsteyen yer, istemeyen yemez de yemekten başlar. Peki oğlum demek Ramazan’da böyle sabahtan akşam ezanına kadar oruç tutarlar değil mi? İşte oğullarım, bütün İslamlar Ramazan ayı geldi mi böyle oruç tutarlar.

Şakird: niçin oruç tutarlar efendim?

Muallim: Cenab-ı Hak öyle emretmiş oğlum, onun için oruç tutarız, Cenab-ı Hak bize buğday, sebze, yemiş ve her şeyi yetiştiriyor, dünyada ne istesek buluyoruz. Bunların hepsini bizim için Cenab-ı Hak yaratıyor. Bunun için biz de Cenab-ı Hakk’a karşı ne yapmalıyız?

Şakird: Emirlerini dinlemeliyiz.

Muallim: İşte Cenab-ı Hak bize “Ramazan geldi mi bir ay yani otuz gün sabahtan akşama kadar oruç tutunuz” diye emretmiş. Onun için biz de bu orucu tutmağa mecburuz. Oruç tuttukmu Cenab-ı Hak bizi sever. Kullarım benim emirlerimi dinliyorlar diye büyük mükafatlar verir. Eğer oruç tutmaz da Ramazan da yersek Cenab-ı Hak bizi sevmez. “Bak ben kendilerine bu kadar lütuf ve ihsan ediyorum da onlar benim emirlerimi dinlemiyorlar” diye bizi dehşetli surette cezalandırır.

Şakird: Biz de oruç tutacak mıyız efendim, biz de oruç tutmasak bizi de cezalandırır mı?

Muallim: Hayır oğlum, siz daha küçüksünüz, oruç tutamazsınız. Fakat biraz büyürseniz siz de oruç tutmağa mecbur olursunuz. O vakit tutmazsanız cezasını çekersiniz.

Şakird: Efendim insan unutsa da oruçlu iken yanlışlıkla yemek yese yine ceza görür mü efendim?

Muallim: Hayır oğlum. Birisi oruçlu iken unutsa da yemek yese, yahut su içse zararı yoktur orucu bozulmaz. Ama oruçlu iken, bile bile yemek yerse orucu bozulur. Cenab-ı Hak da sonra kendisine cezasını çektirir. Hem böylesini polis yakaladı mı hapse götürür. Bir de böyle bile bile orucunu bozan adam sonra o günün yerine tam altmış gün oruç tutmağa mecbur olur.

Şakird: Demek insan bir gün bile bile orucun bozsa tam iki ay oruç tutacak öyle mi efendim.

Muallim: Elbette oğlum. Cenab-ı Hak’kın emrini dinlemeyip de orucunu bozanların cezası budur.

Şakird: oruç ne ile bozulur efendim.

Muallim: Yemek yerseniz, su içerseniz, ağzınıza şekerleme, meyve falan atarsanız bozulur.

Şakird: insan, ilaç da içerse yine orucu bozulur mu efendim?

Muallim: Bakınız anlatayım oğlum. İnsan Ramazan da çok hastalanıyor da doktor kendisine: “oruç tutma” derse o vakit, zararı yok, oruç tutmaz, ilacını içer. Böyle hasta olduğu için oruç tutmayan adam, Ramazan’dan sonra oruç tutmadığı günlerin yerine oruç tutar. Mesela bir adam hastalandı da Ramazan’da  üç gün oruç tutmadı değil mi? O halde bu adam Ramazan’dan sonra üç gün  oruç tutar. Bir de mesela siz yolucusunuz buradan Selanik’e yahut İzmir’e hasılı uzak bir yere gidiyorsunuz. Yolda isterseniz oruç tutmazsınız. Ramazan’dan sonra tutarsınız. Şimdi anladınız mı?

Şakird: Evet efendim.

Muallim: Peki oğlum bu gece beğ babanızla camiye gittiğinizi söylüyordunuz. Camide ne yaptınız bakayım?

Şakird: Namaz kıldık efendim. Çok kalabalık vardı.

Muallim: Kıldığınız namaz her gece kılınan namaza benziyor muydu? Oğlum.

Şakird: Evet efendim. Yalnız bu namaz biraz daha uzundu.

Muallim: Evet oğlum Ramazan’da yatsı namazından sonra uzun bir namaz kılınır buna ne derler bilir misiniz?

Şakird: Teravih Namazı derler efendim.

Muallim: Aferin oğlum.

Şakird: Teravih namazı başka vakit kılmazlar mı efendim? Yalnız Ramazan’da mı kılarlar?

Muallim: Evet oğlum yalnız Ramazan’da kılarlar. Teravih Namazı’ndan çıktıktan sonra ne yaptınız bakayım?

Şakird: Minareleri donatmışlardı onları seyrettik efendim.

Muallim: Minareleri nasıl donatmışlardı oğlum?

Şakird: Şerefelerine kandil asmışlardı sonra iki minare arasında  da kandil asmışlardı, yazı yazmışlardı.

Muallim: Evet oğlum, iki minare arasında kandilleri öyle sıralarlar ki görenler kandilden bir yazı görürler. Onu okurlar. Böyle kandilden yazılara ne derler bilir misiniz?

Şakird: Beğ babam söyledi efendim “mahya” derlermiş.

Muallim: Aferin oğlum. İçinizde şimdiye kadar oruç tutmuş var mı bakayım?

Şakird: Evet efendim ben tuttum efendim iki gün oruç tuttum.

Muallim: Aferin oğlum. Çok acıktınız mıydı bakayım?

Şakird: Evet efendim çok acıktım. Hele fırın önünden geçerken canım çok etmek(ekmek) istedi. Ama orucumu bozmadım bekledim top atılınca yedim.

Muallim: Aferin oğlum. Evet acıktınız; canınız sıcak etmek, güzel yemekler istedi. Fakat sabrettiniz akşam üstü canınız istediği etmeğe, o güzel yemeklere kavuştunuz. Yalnız şurasını da düşününüz ki sizin gibi oruç tuttuğu, o kadar karnı acıktığı halde akşam üstü güzel güzel yemekler şöyle dursun kolay kolay kuru etmek bile bulamayan fukara vardır. Siz akşam üstü yemeğinizi tatlı tatlı yerken o biçareler kendilerini ve zavallı yavrularını doyurmak için “ah, nereden bir kuru etmek bulalım!” diye düşünüp dururlar onun için biz yemek yerken ne yapmalıyız?

Şakird: O fakiri de hatırdan çıkarmamalıyız.

Muallim: Evet onları da düşünmeliyiz. İhtiyar yahut eli ayağı tutmaz bir fakir gelip de bizden bir şey istedi mi…

Şakird: Hemen vermeliyiz, ona elimizden geldiği kadar yardım etmeliyiz.

Muallim: Aferin oğlum, işte böyle yaparsak hem o biçareleri sevindirmiş oluruz hem Cenab-ı Hak bizden memnun olmuş olur.

İhsan (Sungu)

Tedrisat Mecmusı, Ders Numuneleri.

Transkripit: Erol Kömür.

Ders Numuneleri-Tedrisat Mecmuası-Ramazan - İhsan Sungu

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26089570

Üye Kaydı ve Girişi

74 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi