Erol KÖMÜR

Yirmibirinci Yüzyılın Tarih Öğretmenleri Toplumun Bilinçlenmesine Daha Fazla Katkı Sağlayabilir

imh marmara

Tarih Sohbetleri

İnsanların tarihe olan ilgi ve merakları insanlık tarihi kadar eskidir. Geçmişin tecrübelerinden yararlanma, kendi varlığını anlayabilme-açıklayabilme, moral, motivasyon güzel günlere özlem duyma, toplumsal bilinci uyandırma-söndürme gibi pek çok nedenle tarih okur-yazar-araştırır-öğreniriz.

Sosyal Bilimler içerisindeki en fazla tartışmalı alana sahip diğer disiplinlere nazaran politik polemiklere ve gündemin çalkantılarına da en yatkın alanlardan biridir tarih bilimi. İnsanlık tarihi ile yaşıt ve bütün bilim dallarından yaşlı olmasına rağmen hastalıklı-tartışmalı konularından da bir türlü sıyrılamaz.

 

Papa Francesco’nun Ermeni sorununa dair yaptığı talihsiz açıklamalar eski defterlerdeki trajedilerde din adamlarının etkin rolünü hatırlattı. Tarihteki pek çok benzerinde olduğu gibi din adamları ve tarihçiler insanlık tarihi boyunca savaşların, kin, nefret duygularının ve çatışmadan doğan rantın sorumlusu oldular; bilerek-bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek… Ortaya çıkan ranttan din adamları ve tarihçilerin ne kadar nasiplendiği tartışılsa da yaşanan insanlık dramlarının en azından azmettiricisi olarak mesul oldukları da bir gerçektir.

Bütün meslektaşlarım, topluma ve uluslar arası siyasete mal olmuş birtakım sorun ve krizler dillendirildiğinde şüphesiz üyesi oldukları ve nimetlerinden istifade ettikleri milletin ve memleketin yararına bir şeyler yapılması gerektiği konusunda pek çok güzel fikirler ve projeler üretirler. Bu fikirler ve projeler de tartışmanın etkisi azaldıkça unutulur giderler.

Memleket ve millet yararına, proje ve fayda üretme adına bir numaralı sorumlu siyasi irade ve temsilcileri ise bu tür krizler ile karşılaştıklarında genellikle toplumdan demokratik bir çıkış, sesleniş, haykırış beklerler. Hatta, bu tür demokratik çıkışlarda güya halkın iradesini ortaya koyabilme adına ellerine yüzlerine bulaştırdıkları birtakım organizasyonlara da imza attıkları görülür.

Toplumu tehdit eden-edebilecek olan, beklenilen,umulan-kapıyı çalan her tür krizin yine toplumsal bilinçle aşılabileceğini unuturuz, sosyal bilimci olmamıza rağmen… Bu tür krizlerin aşılmasına dair gündelik büyük projeler imal edip krizin tansiyonu düşünce projeleri rafa kaldırmak yerine küçük adımların ve sürekliliği olan bilinçlenme çalışmalarının daha yararlı olacağı düşüncesindeyim. Bu tespitimin düşünceden ibaret olmayıp belirli oranda tecrübe dahilinde olduğunu da belirtmeliyim. Bilinçli ve eğitimli bir toplumun bir değil birçok krize karşı daha dayanaklı olacağı kanaatindeyim.

            Peki, tarih öğretmenleri toplumun bilinçlendirilmesi adına nasıl bir katkı sağlayabilirler?

Bu sorunun cevabı ile uzun süredir ilgileniyorum. Yayınlar, kitaplar, dergiler, mecmualar, tv programları, sosyal medya, web video kanalları şüphesiz bu bilinçlenme adına önemli imkanlar. Yaklaşık yirmi yıldır web üzerinden,  yayınevleri, dağıtım şirketleri, reklam firmalarının açıklamalarından ve istatistiklerinden derlenen veriler Türkiye’de herhangi bir eğitim kurumunun bünyesinde eğitim-öğretime devam etmeyen meslek sahibi sivillerin tarih bilimine ilgisinin 30’lu yaşlar ile başladığını ve 35 yaşından sonra da ciddi anlamda tarih yayınlarını okuma-takip etme alışkanlığına dönüştüğünü gösteriyor. Fakat, çoğumuzun atladığı, tarih bilimi ile mesleki anlamda iştigal eden, hayatını tarihten kazanan meslektaşlarımızın önemsemediği çok etkin bir kanal vardır. Komşularımız, sokağımız, mahallelimiz, aynı semtte aynı kentte yaşayan insanlarımız ile yapılabilecek tarih sohbetleri…

Mensubu olduğumuz toplumun bilinçlenmesine-aydınlanmasına okul dışında da katkı sağlayabilmekten bahsediyorum. Bu bilinçle olmasa da pek çok meslektaşımın bu amaca dolaylı yollardan katkı sağladığını da iddia ediyorum.

Yirmi birinci yüzyılda eski alışkanlıkların aksine barışın, huzurun, güvenin ve toplumsal mutabakatın sağlanmasına tarih öğretmenleri en yakın çevrelerinden başlayarak çok ciddi katkılar sağlayabilirler. Uzun süredir bu inanç ve amaçla kendi yakın çevreme ulaşmanın yollarını aramaktaydım. Bu fikri hayata geçirme adına İnsan ve Medeniyet Hareketi’nin Beylikdüzü Marmara Derneği temsilcileri bendenize itimat ederek kapılarını açtılar ve imkanlarını seferber ettiler. İki haftada bir Cuma akşamları katılımcıların belirledikleri konularda tarih sohbetlerimize başladık ve devam ediyor. Her sohbet kanıt-belge temelli sunum-anlatım ile başlıyor, soru-cevap, görüş bildirme-katkı sağlama şeklinde gayet nazik ve nezih bir sohbetle devam ediyor. İkramları ve nefis çayları için dernek temsilcilerimize, teknik altyapı için genç kardeşlerimize ayrıca teşekkür ediyorum.

Tarih sohbetlerimize “Neden Tarih?” sorusu ve konusu ile başladık. Şimdiye kadar yapılan sohbetlerin konu başlıklarını aşağıdaki afiş-davetiyelerde görebilirsiniz.

Tarih öğretmenlerimizin toplumun huzuru, barışı, refahı ve aydınlanmasına daha büyük ve ciddi katkılar yapabileceğine inancım tamdır.

 Neden Tarih?Neden Osmanlıca?

Şehitkale - Çanakkale

 

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26004812

Üye Kaydı ve Girişi

51 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi