Erol KÖMÜR

Afife Kadına Hediye Edilen Oğuzname

Afife Kadına Hediye Edilen OğuznameAfife Kadına Hediye Edilen Oğuzname

Üstün yeteneklilerin eğitiminde cinsiyet faktörü ile ilgili yazımda Topkapı Sarayı Harem Dairesi’nin de incelenmesi gereken önemli bir eğitim kurumu olduğundan bahsetmiştim. Olumlu-olumsuz dönütler geldi, gelmeye devam ediyor. Okuyucularımızdan bazılarının Harem ehlinin okuma yazma bilip bilmediği hususunda bile tereddütleri varmış. Haremin Enderun’un izdüşümü olduğuna dair tespitlerimizin dayanağı olup olmadığını sorgulamaktalar.

Bu meseleye izah getirmeden önce Üstün Yeteneklilerin Eğitiminde Cinsiyet Faktörü ve Harem Modeli adlı yazımda bu hususta yapılan akademik çalışmaların kıt olduğunu ifade etmiştim. Fakat eldeki mevcut ipuçlarının iddiamızı doğrular nitelikte olduğunu da belirtmeliyim. Meseleye açıklık getirmek için ilginç bir Osmanlı geleneğinden bahsedeceğim.

 

Manisa ve Edirne saraylarında eğitimin yapılandırılmasında bu iki güzide ilimizde bilim ve kültür hayatının zenginleşmesine en önemli katkıları Fatih Sultan Mehmed’in babası Sultan II. Murad yapmıştır. Bu illerimizdeki ilk kütüphaneleri II. Murad’a borçluyuz. II. Murad sahip olduğu kitapları vakfederek ilim ehlinin istifadesine sunmuş ve Osmanlı devlet adamları arasında ilk kez kitap vakfetme geleneğini başlatmıştır. Sultan II. Murad’ın kitap vakfetme geleneğine benzer bir diğer uygulama da Enderun ve Harem ehlinin kendi içlerinde ve birbirlerine kitap hediye etme geleneğidir. Bu hususta en çok bilinen misal kendine ait divanı -kendi tuğrasını çekerek- hediye eden Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Bayezıd’dır. Benzer güzel hediyeleşme geleneğinin Harem içinde de mevcut olduğunu görüyoruz. Bunu bir misal ile açıklamaya çalışalım:

Oğuzname'de Tamgalarİncelediğimiz hediye kitap 920 sayfalık muhteşem bir eser. Yazıcızade’nin Oğuzname (Tevarih-i Selçuk) adlı eseri (muhtemel Enderun’da çoğaltılmış el yazması nüsha) inceleme şansı bulmuştum. Oğuzname Türk tarihinin ana kaynaklarından biri olarak kabul edilmekte ve Anadolu’da yazılan ilk Türkçe eserler arasında yer almaktadır. Eserin gayet okunaklı ve temiz bir nesih hattı ile kopya edilmiş olması bazı önemli bölüm ve başlıkların renkli mürekkep kullanılarak yazılmış olması bizde Enderun’da kopya edilerek çoğaltıldığı izlenimini kuvvetlendirmektedir.

Oğuz Boyları-Yazıcızade'nin OğuznamesiEserin diğer önemli bir özelliği de Osmanlı öncesi Türk tarihinden, Selçuklu tarihinden, Türklerin kökeninden, Oğuz kolları ve boylarından açıkça bahsetmesi, oğuz tamgalarının renkli çizimlerinin bulunması ve tamgaların ne anlama geldiğinin detaylı bir şekilde anlatılmasıdır. Türklerin kökeni ile ilgili tarihsel bilgilerin Enderun’da ve Harem’de okunduğunu bu kitabın içeriğine göre iddia edebelir, kitabın yazma usulü çoğaltılmasından da çoğaltıldığı dönemde itibar edilen bir kaynak olduğu iddiasını yürütebiliriz. İtibar görmeyen 920 sayfalık bir kitabın itina ile yazılarak çoğaltılması ve hediye edilmesi makul karşılanamaz.

Eserin giriş sayfasındaki hitabede şu ifadeler yer almaktadır:

Şevketlu şecaatlu merhum ve mağfur. El muhtacu ila rahmetihi rabbihilgafur. El Gazi Sultan Mustafa Han ibn el-Gazi Sultan Muhammed Han. Taba serahuma ve gaferallahu lehum vela ecdadihima hadaratlunun. Haremi Humayun saadetmakrunlarından. Odalık Afife Hatun. Afaullahe anha hazretlerinden. Muhabbetlunun hazretlerinin saray-ı alilerinde teberruken tuhfehe ve hediyemin olmak içun. İhda olunmuşdur. Tazarru ve rica olunur ki. Evkat-ı kıraatde duay-ı hayr ile yad ve dilşad. İdeler mucibu rahmet  ve bais. Mağfiret ola. Sene 1139.

Hitab

Hitabe metninden kitabın Afife Hatun’a hediye edildiği açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca hitabe metninin yazılı olduğu sayfanın kitaba sonradan yapıştırılarak ilave edildiği anlaşılmaktadır. Kitabın ana metnine ait sayfa yaprakları ile hitabe sayfasına ait yaprağın imalat farklılığı açıkça belli olmaktadır. Ayrıca hitabeye ait metnin hattı ile ana metnin hattının bariz farklılığı, noktalama işaretlerinin farklılığı; hitabe sayfasının sonradan eklediğini açıkça ortaya koymaktadır. Buradan hareketle hitabe sayfasının hediye etmeden önce bu maksatla ilave edildiğini tahmin etmek güç değildir.

Yetmişli yıllarda tedrisinde bulunduğum Horasanlı İmam Zümmet Hoca’ya kitap sayfalarının kenarlarına yazılmış yazıların ne anlama geldiğini sormuştum. Rahmetli de bana bunların derkenar olduğunu metinle ilgili metinde yer almayan önemli bilgilerin bu şekilde yazıldığını açıklamıştı. Sonradan haşiye ve şerhlerin de nasıl düşüldüğünü göstermiş; bir kitabın manasının anlaşılması için derkenar, haşiye ve şerhlerin ne kadar ehemmiyetli olduğundan bahsetmiş, okurken atlanmaması gerektiğini de sıkı sıkı tembihlemişti. Yıllarca bu tembihin ne kadar yararlı olduğuna defalarca şahit oldum.

Bahse konu Oğuzname sayfalarına hatların farklılığından farklı zamanlarda düşüldüğü anlaşılan önemli notlara rastlamaktayız. Bu notlardan birinde Tevarih el-Selçuk , bir diğerinde Kıssa-i Tevarih-i Oğuzname notu düşülmüş. Daha iri harfler ve koyu mürekkeple sayfanın sol üst köşesine Odalık Afife Kadınındır ibaresi yazılmış. Matbaa henüz faaliyete girmediği için el yazması eserlerin saray içinde ihtimal pek çok kişi tarafından okunmakta ve itibarlı eserler elden ele gezmekteydi. Afife kadınındır ibaresinin saray kütüphanesi veya hanedan üyelerinin hususi kitapları ile karışmasının önüne geçmek için yazılmış olması gerektir.

Afife kadına hediye edilen kitap güzel bir saray geleneğini izah etmekle beraber, sarayda Enderun ve Harem mensuplarına verilen eğitimin izlerini de açıkça taşımaktadır. Osmanlı tebasının farklı ırki kökenlere ve dil ailelerine sahip saray ehlinin aldıkları Türkçe eğitiminden sonra okuma ve yazmada güçlük çekmemesi, daha kolay okuyup yazabilmesini temin etme adına Osmanlı elifbasının okuması en kolay hattı nesih ile yazılmış olması dikkat çekicidir. Yine okuma-yazmayı kolaylaştırma adına harfleri, heceleri birleştirme, kelime öbeklerini ayırt etmede kullanılan -Arap olmayan milletlerin Kur’an-ı Kerim’i okumasını kolaylaştırmak için geliştirilmiş- esre, ötre, üstün, cezim ve tenvin işaretlerinin de aksatılmadan düzenli-tertipli bir şekilde kullanılmış olması; okuma-yazma öğretiminde kullanılan yöntem-teknik ile okuma-yazma üzerine gösterilen hassasiyet ve ciddiyetin derecesi hakkında da ipuçları barındırmaktadır.

Eğitim bilimleri tecrübi bir ilimse, ecdadın tecrübeleri sabırlı araştırmacıların kendilerine dokunacağı günleri bekliyor. İlk yazıldığı günün ikliminden kokuları hissetmek, yüzyıllarca önce aynı mesleği icra etmiş meslektaşlar ile aynı esere dokunmak ürperten bir tecrübe… Harem ve  Enderun barındırdığı sırları ifşa etmek için yetkin eğitimcileri ve araştırmacıları bekliyor…

Erol Kömür 18.05.2015 22:51:51 İstanbul. 

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26089547

Üye Kaydı ve Girişi

49 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi