Erol KÖMÜR

Ahmet ŞİMŞEK ile “Tarih İçin Metodoloji” Kitabı Üzerine Söyleşi

Ahmet ŞİMŞEK ile “Tarih İçin Metodoloji” Kitabı Üzerine Söyleşi

Doç. Dr. Ahmet ŞimşekMerhaba Hocam, Etarih.com okurları için kendinizden bahseder misiniz? Ahmet ŞİMŞEK kimdir?

1975 Karapınar doğumluyum. İlk, orta ve liseyi burada tamamladım. Gazi Üniversitesinden 1997’de sosyal bilgiler (yan dal tarih) lisans, tarih eğitiminde 2000’de yüksek lisans, 2006’da doktorayı tamamladım. 2010’da aynı alanda doçent unvanını aldım. Sırasıyla Gazi, Ahi Evran, Marmara ve Sakarya Üniversitelerinde çalıştım. Tarih eğitimi, eğitim tarihi ve tarihçilik alanında yayın yapan TUHED’in editörüyüm. Her yıl başka bir üniversitede olmak üzere tarihyazımı çalıştaylarını, iki yılda bir de ISHE’yi düzenliyoruz. Ders kitapları ve tarihyazımı üzerine çalışmalara devam ediyoruz.

Tarih İçin Metodoloji adlı kitabın arka kapağında çalışmanın nasıl ortaya konulduğunun kısa bir hikayesi uzun soluklu bir projenin varlığına işaret ediyor; bu projenin fikri nasıl ortaya çıktı?

Bu proje aslında tarihyazımı çalıştaylarının bir sonucu oluştu. Çalıştaylara katılan arkadaşların konuya ilişkin iki temel önerisi oldu. Bunlardan ilki tarihyazımı ve metodolojisi alanında telif eserlerin varlığının azlığıydı. Diğer ise tarih öğrencileri için yazılmış çağdaş seviyede bir metodoloji kitabına olan ihtiyaçtı. Arkadaşlarla yaptığımız müzakereler sonucunda uzun zamandır aklımızda olanı işleme koyduk. Sanırım iyi de yaptık :-)

Tarih İçin Metodoloji kimlere hitap ediyor?

Tarih için Metodoloji kitabımız doğrudan tarih bölümü öğrencilerine yönelik olsa da aslında tarihe ilgi duyan herkese hitap etmek için kaleme alındı. Tarihçiliğin hala malumatfuruşlukla karıştırıldığı günümüzde tarihçinin çalışma nosyonu, bilgiyi elde etme ve yazma yöntemleri üzerine yeniden düşünmek gerektiği için yazıldı, bu kitap.

Okuyucuları nasıl bir içerik bekliyor?

Okuyucuyu öncelikle tarih düşüncesiyle tanıştırmakla işe başlamak istedik. Sonrasında büyük bir eksiklik olarak farkettiğimiz Dünya ve Türkiye’de tarihyazımı serüvenini kısaca vermeyi planladık. Tarih çalışmaları Türkiye’de yerleşik kürsüler üzerinden yürütüldüğü için her bir kürsü ve çalışma alanını ustalarına sorduk, onlar anlattılar. Bir tarihçi nasıl okur, nasıl kritik eder bilgileri ve eserleri, hangi özellikler sahiptir, çalışmasına nasıl başlar, nasıl konu/problem seçer, nasıl bunla ilgili ön araştırma yapar, nasıl not alır, nasıl, hani kaynakları kullanır, nasıl, nerden bulur malzemeyi, nasıl tetkik eder, nasıl anlam üretir, nasıl yazar, nasıl raporlaştırır, bunları yaparken hangi kurallara nasıl dikkat eder gibi onlarca soruya cevap bulmaya çalıştık. Son dönemde proje üzerinden çalışmalar sosyal bilimler alanında da yaygınlaştığı için bir tarihçi nasıl proje hazırlar konusunu da ayrıca ele aldık. 

 

Tarih için Metedoloji adlı çalışmanın ön kapağına sığmayan bir yazar kadrosu var. Bu aynı oranda büyük bir zenginlik demek.  Bu eser nasıl okunmalı? Eserden nasıl yararlanmalı?

Evet, büyük bir yazar grubuyla çalıştık. Açıkçası başlangıçta daha çekirdek bir kadro ile çalışmayı planlamıştık ama sonra kadromuz genişledi, zenginleşti. Tabi kısa zamanda sınırlı sayfada, söyleyeceğini söyleme işi bizim tarihçilerimizin genelinin pek alışık olmadığı bir durum. Ancak yazar kadromuz bu konuda çok anlayışlı davrandı. Bu vesileyle hocalarımın hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Yakın ve yoğun hatırlatmalarımızı, düzeltme isteklerimizi anlayışla karşıladılar ve katkı sağladılar.

Bizim öğrencilik yıllarımızda metodoloji dersi dendiğinde bir elin parmaklarını geçmeyen eser ve isim vardı. Bu çalışmada ise katkı sağlayanlar itibari ile çok büyük bir yelpaze görünüyor. Bireysel teşebbüslerin yerini innovatif büyük bir çalışma anlayışının yer aldığını görüyoruz. Tarih araştırmalarında bu büyük anlayış değişikliği nasıl gerçekleşti?

Evet, bizim zamanımızda çok az kitap vardı. Ya Togan Hocanın Tarihte Usulünü ya da Kütükoğlu Hocanın kitabını okuduk. Zamanla Tarih Vakfının katkılarıyla ciddi bir tercüme literatürümüz oldu, tarihin kuramına yönelik. Bu konuda Tarih Vakfını ve değerli yöneticilerini tebrik ediyoruz. Günümüzde tarihçilik alanında dünyadaki gelişmeleri takip etmek şahsi olarak mümkündür. Lakin bunca telif eser özlemini şahsi eserlerle gidermek için henüz daha erken gibi geliyor, bana. Bunun yerine Türkiye birikiminin yansıtılabileceği kollektif çalışmalara bir süre daha çok ihtiyacımız olacak gibi görünüyor. Tabi biz bu çalışmaları yaparken, başka meslektaşlarımızın da başka telif eserler vermelerini umut ediyoruz. Henüz fazlasıyla bakir olarak tanımlayabileceğimiz bu alanda yeni sözlere, yeni seslere çok ihtiyaç olduğunu vurgulamak isterim.

Sizce eserin içeriği usul ve metodoloji çalışmalarına yeni yöntem ve teknikler, yeni soluklar getirme adına tartışma alanları da açıyor mu?

Evet, tabi ki. Bu konuda iddiaya sahip olduğunu söylemem mümkündür. Özellikle Türk tarihçilerinin çok farketmedikleri, mikro tarih, cliometri gibi yaklaşımlar yanında bilgisayar teknolojilerinden yardım alınarak yapılacak çözümlemelerle tarihin anlam dünyasının nasıl zenginleşebileceği de gösterilmeye çalışıldı. Ve bunlar gibi daha pek çok yeniliğe yer vermeye çalıştık. Açıkçası sosyal bilimci yaklaşımıyla tarihin araştırma ve yazımının zenginleştirilmesine katkı sağlamak istedik.

Metodoloji ve usul çalışmaları hakkında hazırlanan eserlere, çalıştaylara ve tarihyazimi.org projelerine büyük katkı sunmuş bir tarihçi olarak; Türkiye’de tarihçiliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Estafirullah. Biz bu işleri kıymetli hocalarımla birlikte yapıyoruz. Türkiye’de tarih alanına katkı sunmaya çalışan biri olarak yeni nesil tarihçilerin çok iyi yetişmeye başladığını görüyorum. Batılı tarzda iş yapma disiplinine sahip, çağdaş yaklaşımlara açık bir tarihçiliğin yaygınlaştığını söylemek mümkündür. Bu sevindiricidir. Türkiye’deki tarihçiliğin zengin bir geçmişi ve oluşturduğu zengin bir birikim var. Bundan da yararlanarak genç tarihçilerimizin sadece çağdaş bazı veri toplama imkanlarını elde etmelerini değil, aynı zamanda nesnel yaklaşım gibi zorlamalar yerine daha çok yorumsallığa ve anlam üretimine yoğunlaştıklarını memnuniyetle görmeye başladık. Tabi bunda Halil İnalcık hoca gibi modernle gelenekseli sentezleyerek bugüne taşıyan büyük bir üstad yanında Cemal Kafadar gibi metinden zengin anlam üretimini daha ön plana alan entellektüel tarihçilerimizin verdikleri eserlerin de büyük katkısının olduğunu düşünüyorum. Meraklı, öğrenmeye açık, esnek düşünebilen ve anlama daha çok odaklanan yeni bir tarihçi neslinin geldiğini memnuniyetle söylemek mümkündür.

Tarih İçin Metedoloji

Tarih Nasıl Yazılır? adlı eser yayınlandığında büyük ilgi uyandırmıştı. Büyük ustaların kaleminden işin NASIL?’ını öğrenmek isteyenler ve alanda çalışanlar için büyük bir başvuru eseri oldu. Tarih İçin Metodoloji adlı eserden de benzer bir etki bekliyor musunuz?

Tarih Nasıl Yazılır kitabımız çok daha çekirdek bir yazar kadrosuyla birlikte çalıştığımız, adı gibi iddialı kolektif bir çalışmaydı. Hala çok önemsiyoruz, okunmasını. Dediğiniz gibi bir bölümü usta tarihçilerin mutfağına ayırmıştık. Kitabın kısa sürede 7 baskı yapmasından dolayı özellikle bu usta hocalarımızın edindikleri tecrübe ve birikimleri genç tarihçilerle buluşturmak adına başarılı bir proje olduğunu görüyoruz. Bunda ise çok daha kapsamlı ve zengin katılımlı bir çalışma amaçlandı. Her iki kitapta kesişen konular olsa da ikisinin birbirini tamamlar özellikte olduğunu düşünüyorum.

Bir tarih bölümü veya ilgili bölüm öğrencileri için bu eser kırktan fazla akademisyenin dersine katılmak anlamına da geliyor. Bu çok büyük ve güzel bir imkan; benzer güzel çalışmalar olacak mı? Okuyucularımıza müjdeleyebilir miyiz?

Evet, dediğiniz gibi bu kitabı okuyanlar, aslında her biri sahip olduğu birikimi kısıtlı yer imkanında en öz biçimde sunmaya çalışan 60 civarında tarihçinin ortak bir dersine girmiş gibi olacaklar. Biz tarihyazımı.org platformu olarak Türkiye’de tarihyazımı ve metodolojisinin zenginleşmesini çok önemsiyoruz. Çünkü biliyoruz ki tarihyazımı ve metodolojisinin zenginleşmesi Türk tarihçiliğinin zenginleşmesini beraberinde getirecektir. Bu ise okuyucuya geçmişe ilişkin çok daha zengin bir literatür sunmak anlamına gelecektir.

Tarih veya tarih öğretmenliği alanlarında eğitim alan öğrencilerimizin en büyük kaygılarının “istihdam” üzerine olduğu anlaşılıyor. Meslektaş adaylarımıza yardımcı olma adına,  gelecekte tarih araştırmacılığı ve yazımı nasıl bir tarihçi profilini talep edecek? Bu konuda bizi aydınlatır mısınız?

Bu konuyu geçen yıl Isparta’da Süleyman Demirel Üniversitesinin ev sahipliğinde düzenlediğimiz tarihyazımı çalıştayında kısmen ele almıştık. Orada acizane şöyle bir öneride bulunmuştum, Türkiye’deki tarih bölümlerine. Bugünün dünyasında erken modernizmin öngördüğü uzmanlık alanları maalesef yetersiz kalıyor. Bugün çok daha komplike sorunlar, karmaşık durumlarla karşı karşıyayız. Bu durum iş dünyasında yansımış görünüyor. Bazı yeni durumlar bazı yeni yeterlilikler gerektiriyor. Örneğin reklamcılık sektörü çok zengin bir iş alanı. Burada tarih bilen ama reklamcılıktan da anlayan kişilere ihtiyaç duyulduğunu düşünüyorum. Ya da tarih bilgisi ve görgüsü yüksek film ya da dizi senaristlerine. Ya da nitelikli popüler tarih yazarı tarihçilere. Ya da tarih eseri yayınlayan yayınevlerinde kendini geliştirmiş tarihçi kökenli editörlere, vs. Bütün bunların her birinin bölümün tercihine göre ilgili uzmanlığa sahip bölümlerle birlikte pekala yürütülebileceğine inanıyorum. Türkiye’de pek çok yayınevinin hiç editör istihdam etmediğini göz önüne alırsak özellikle son teklifimle ilgili devletin de yasal bir düzenleme yapmasının gerektiği anlaşılıyor. Tarih bölümlerinin artık tek istihdam alan olarak öğretmenliği görmekten vazgeçmeleri gerektiğini düşünüyorum. Kaldı ki bugün kat be kat mezun sayısıyla MEB’te tarih öğretmeni olarak atanmak için insanüstü bir çabanın gerektiği anlaşılıyor. Burada iş, başlıca tarih bölümlerimize ve bu bölümlerde çalışan kıymetli hocalarımıza düşüyor.

Kıymetli paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mıdır?

Bu hoş söyleşiniz için asıl ben teşekkür ediyorum. Tarihyazımı alanına katkı sağlanması adına bundan sonraki çalıştay ve eser çalışmalarımıza devam etme niyetini taşıyorum. Umudum bu alanın batıdaki historiography alanında olduğu gibi zamanla disiplinleşmesidir. Her geçen gün yaptığı işi sorgulama gereği duyduğunu yayınlarından memnuniyetle gördüğümüz Türk tarihçilerinin katkılarıyla bunun başarılacağına inanıyorum. Okuyan herkese saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Teşekkür ederim. Saygılarımla.

 


Kitabı temin için linke tıklayınız...

Tarih İçin Metodoloji

 

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26089556

Üye Kaydı ve Girişi

58 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi