Hekim Beydeba

ORMANDA YENİ BİR YARATIK "İNSAN"

ORMANDA YENİ BİR YARATIK "İNSAN"

Ormanın eski sahipleri olağanüstü genel kurul yapmak için Karanlık Şelale’de toplanıyorlar. Genel Kurul yılda bir kez toplanır bu ormanda. Yapraklar dökülmeye başladığında bazıları uykuya çekilmeden önce. Bir de kıtlık, salgın hastalık, yangın vb. durumlarda olağanüstü genel kurul toplanır. Her hayvan ırkından bir temsilci katılır. Her ırk kendi temsilcisini kendi seçer. Seçkinler sadece hizmet eder. Seçilen böbürlenirse azledilir. Bu olağanüstü genel kurulda durum farklı. Seçkinler değil, ormanın tüm efradı toplantıya çağrılmış. Yumurtadan yeni çıkanlar dahi. Sadece kuluçkadakiler izinli. Toplantı başlamak üzere güvenlik nedeni ile gece karanlığı seçilmiş. Ateş böceklerinin görevi belli, ihtiyaç kadar aydınlatma. Yırtıcı kuşlar toplantı alanını çevreleyen ağaçların en üst dallarında. Kurtlar, sırtlanlar, çakallar, tilkiler toplantı meydanının etrafındaki çalılarda tam siper. Ötücü kuşlar aslandan gelen mesajı tüm alana ulaştırmak için hazır. Zürafalar gözetlemede. Peki bu kadar olağanüstü tedbir ne için. Savaş mı var?

***

Aslan tek maddelik gündemi başlatıyor. Gündem maddesi yeni yaratık İNSAN. İnsan yaratıldığından beri tüm varlık tedirgin. Hayvanlar, otlar, ağaçlar, dağlar, denizler, melekut bile. Ormanın sahibine emre itaat konusunda tercih hakkı olan ve bu hakkını dilediğinde dilediği kadar kullanabilen tek ölümlü. Bundan ötürü de Neyi? Ne Zaman? Nasıl? Kiminle? Ne Kadar? Niçin? Yapacağını hiçbir yaratılmış kestirememekte. Bu diğer varlıklar için açık tehlike… Ormanın tertibi, düzeni, nizamı adına da açık tehdit. Aslan açış konuşmasını yaptıktan sonra sözü yaşlı kunduza bırakıyor. Yaşlı kunduz “İnsandan korkmayın, o zayıf, aciz, yeteneksiz basit bir yaratık. Biz yeteneklerimizle doğarız, o bizim bildiklerimizi ancak 25 yılda öğrenebilir, bazen daha uzun, bazen daha kısa; bazen hiç öğrenemez” diyor. Ardından sözü kara yılana bırakıyor. Kara yılan “Ben sizin gördüklerinizi hiçbir zaman göremeyeceğim, ama insanla bir sorunum olacağını düşünmüyorum. İnsandan korkmuyorum. Çünkü o benim yaşadığım ortama ölü olarak gelecek. İşim onu yaratıldığı başlangıca geri döndürmek. Kara toprağa…” Solucanlar, çiyanlar, tırtıllar ve diğer sürüngenler Kara yılanın açıklamasına destek veriyorlar. Kaplan “İnsan, bizimle mücadele edemez. İki pençede icabına bakarız. Fakat, endişelerim var. Yaşlı kunduza katılmıyorum. Yeteneksiz haliyle bizden daha cesur. Ne yapacağını kestirmek çok zor. Hatta imkansız”. Tilki “Benim kadar zeki olduğunu sanmıyorum. Çok ahmak. Diyorlar ki Ormanın sahibine karşı tercih hakkı varmış. Olsa ne olacak ki? Sonra yaptığı tercihlerin hepsinden hesap sorulmayacak mı? Bu ahmaklığı ile tercihlerinin çoğunu yanlış kullanacak. Akıllı olsa öyle bir tercih hakkını kabul etmezdi. Ahmak işte!”. Hayvanlar arasında gülüşmeler… Aslan sukûneti sağladıktan sonra sözü bilge Baykuş’a verdi. Baykuş: “Orman halkları yeni yaratığın acziyeti, ahmaklığı, zafiyetleri sizi rehavete düşürmesin. İnsanın sadece tercih hakkı yok. Bizden farklı olarak Ormanın sahibinden dileme ve isteme hakkı var. İnsan bu hakkını kullanmaya başladı bile. Balık gibi yüzmek istedi, verildi. Ceylan gibi koşmak istedi, verildi. Yılan gibi sinsilik ve toprağın altına saklanma yeteneği istedi, verildi. Şahin gibi keskin bakış ve görüş yeteneği istedi, verildi. Fakat, insan hala mutlu değil. Bizim gibi mutlu olması da mümkün değil. Ormanın sahibi insana isteme hakkını verirken bütün ormanı alsa doldurması mümkün olmayan bir BOŞLUK da verdi. İstedikçe ve aldıkça büyüyen bir boşluk. Ormandaki varlığın adedi kadar ormanla doldurulamayacak büyük bir boşluk. İnsan bu boşluğun farkına ancak hayata gözlerini kaparken varabilecek. Son nefesi verdiğinde boşluğun sonsuz, orman hayatının sonlu olduğunu fark edecek. Orman halkları! Bizim için en büyük tehlike insanın içinde taşıdığı boşluğu doldurmaya çalışmasıdır. Boşluğu bizimle doldurmaya kalkarsa bu hepimizin sonu olur. “ Aslan, Bilge Baykuş’a teşekkür etti. Şu sözlerle de toplantıyı sona erdirdi. “ORMAN HALKLARI BİLGE BAYKUŞ’U DUYDUNUZ. İNSAN BOŞLUĞUNU YARATILMIŞLARLA DOLDURMAYA ÇALIŞTIĞI SÜRECE BİZİM İÇİN TEHLİKELİDİR. BÖYLE OLDUĞU SÜRECE İNSANDAN UZAK DURACAĞIZ. İNSANLA İLETİŞİM KURMAK İSTEYEN HAYVANLAR SERBESTTİR. FAKAT ONLAR DA BİZİM İÇİN EN AZ İNSAN KADAR TEHLİKELİDİR. BUNDAN SONRA TÜM ORMAN HALKI TEHLİKEDEDİR. İNSANIN, BOŞLUĞUNU ORMANIN SAHİBİNİN SEVGİSİNDEN BAŞKA HİÇBİRŞEYLE DOLDURAMAYACAĞI MUHAKKAKTIR.” Tüm hayvanlar derin düşüncelerle ve endişeli adımlarla ormanın derinliklerinde yuvalarına döndüler.

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26084545

Üye Kaydı ve Girişi

81 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi