Hekim Beydeba

Aslan İle İtin Hikayesi

Aslan İle İtin Hikayesi

Güneşin dağların ardına saklandığı yıllarda; karanlık ormanda, yırtıcıların bile yaklaşmaya kortuğu derin vadiler vardı. Tüm hayvanların ürperdiği bu vadilerde genç, yalnız, güçlü ve cesur bir ASLAN yaşardı.

Avlandığını pek gören olmaz. Yediğine, içtiğine, uyuduğuna şahitlik edene rastlanmazdı. Hayvanlar onun sadece cesaretine değil; diğer hayvanlarla uyumuna, ağırbaşlılığına asaletine de hayranlardı. Hatta pek çok hayvan yavrularını büyütürken yılda birkaç kez onu yavrularına uzaktan seyr ettirir, onu örnek almalarını isterlerdi. Fakat hayvanların çoğu onu sevmeye korktular, gücünü arkalarında hissetmenin yollarını aradılar, yollarının kesişmelerinden hep ürktüler...

Hiç kimsenin beklemediği bir anda Varlığın Efendisi ona karanlık çölde bir vazife verdi. İşi kolay, yükü ağırdı! O zamana kadar denenmemiş bir işti efendinin isteği... Büyük ormandaki aslanların nesli tükendiği için; aslanların mevkiine aslan postlu İTLER yetiştirilecekti...

Boylu postlu, yakışıklı bir iti YALNIZ ASLAN''''ın yedeğine verdiler. İt oğlu iti tembihlediler: "Hiçbir zaman it gibi davranma, ASLAN ne yapıryorsa aynını yapmaya çalış. Kükremeyi öğrenmeden kükremeye kalkma; havlama, kuyruk sallama, korkunca kuyruğunu kısma!"

ASLAN da tembihlendi: " İttir her yanlışını yüzüne vurma, ama görmezlikten de gelme. Düzeltmeye çalış, zorlama. Seninle yarışsın, yarışsın ki güçlensin. Yarışırken mesafeyi çok açma, ittir yorulur vazgeçer. Aslanlığın bütün hünerlerini değil, sadece onun anlayabileceklerini göster!"

Aslında aslanın işi kolay, mesuliyeti ağırdı. Karanlık Çöl''''de gece karanlığı çöktüğünde iti yanına aldı. Büyük vazifeye hazırlamak için; çölün kızgınlığına, gecenin ayazına aldırmadan koşmayı, yırtıcılarla boğuşmayı öğrenmesi gerekiyordu.

Aslan her nefeste itin dayanabileceği kadar hızlandı. Pençelerini, dişlerini kullanmayı öğretti. Halbuki it onlarla sadece kemik yalanır zannederdi. Muti it yolculuk boyunca aslan olmasa da; çakma aslanlar, itler ve çakallar ile boğuşabilecek kadar şey öğrendi.

Karanlık Çöl''''ün sonunda KARANLIK KAYALIK''''a vardılar. Burası sadece kayalık değil; dostların düşmanlardan, karanlığın aydınlıktan, uygarın barbardan, bilenin bilmeyenden, asilin soysuzdan ayrıldığı; bütün yolların kavşağı, vazifelilerin ayrıldığı BÜYÜK DAĞ''''ın kapısı idi.

YALNIZ ASLAN kavşağın ortasına gelince İT''''e gitmesi gereken yolu gösterdi. İt karanlıktan korktu. Aslanın gösterdiği yola değil de; aslanın gideceği yöne gitmekte ısrar etti. Aslan öfkelendi ama sukunetini ve asaletini bozmadı. İtte aslanlıktan eser kalmadı. Hırlamaya başladı. Aslan itin gözlerine baktı, saldıracağını anladı. Kenara çekildi. Aslan kavga etmemeye kararlıydı. Çünkü böyle bir kavga İTin mahvı; ASLANın, efendisine ihaneti demekti. Aslan çekildi. İt aslanın korktuğunu düşündü. Tırnakları ile aslanın yüzünü parçalamak istedi. Hamle yaptı, aslan tekrar çekildi. İtin tırnakları aslanın omuzuna teğet geçti, yelesinden birkaç kıl kopardı. Aslan öfkesi büsbütün arttı. Kavşakta bu ilginç durumu izleyen hayvanlar birikmeye başladılar. Aralarından itle daha önce davası olan ÇAKAL iti pohpohlamaya başladı. İt tırnaklarında iki tel aslan saçı arkasında çakalın çirkin kışkırtmaları ile bir kez daha saldırdı. Aslan itin emanet olduğunu hatırladı, onu cezalandırmadı. İtin sakinleşmesini beklemek için yüksek kayalıklara çıktı. İt aslandan öğrendiği tüm meziyetleri aslanı parçalamak üzere kullanmaya kararlı idi. Kavşakta toplanan hayvanlar olayı bir türlü anlamlandıramıyordu. İt saldırıyor, aslan çekiliyordu. Fısıltılar dolaşmaya başladı:

•Hımm it, aslanı parçalayacak gibi anlaşıldı şimdi ormanı neden itler bürüdü... •Doğru doğru bak son kalan aslanlar da fısırıkmış demek ki ayol nerdeyse it aslanı parçalayacak •Evet, evet kıyamet alameti bu.. saksağan bile itin maharetlerinin farkında.. •Bir itten bu kadar korkulmaz ki ayı kardeş, madem o kadar korkaksın aslanım diye gezme... Fısıltılar, uğultulara dönüşmeğe başlamıştı ki yaşlı kunduz iki ayağına dikilip gözlerini kıstı ve fısıltıların dikkat çektiği yöne baktı. Aslanda hiçbir korku emaresi yoktu. Tam aksine gücünü kullanmak istemiyor; problemi itten uzaklaşarak çözmeye çalışıyordu.

Bir anda ortalığı karanlıktan daha koyu bir sessizlik kapladı. Hiçbir hayvanın hayatında göremeyeceği birşey oldu. Karanlık yerini göz alıcı bir aydınlığa bıraktı. Maymun hayatı boyunca temizlediğini sandığı kirlerini, ormanın en kaslısı olduğunu iddia eden ayı yağlarını, ormanın güzellik kraliçesi karga çirkinliğinin farkına vardı. Aydınlık içlerini bile gösteriyordu. Varlığın efendisi elinde demir saplı bir kürek ile göründü. İtin kafasına öyle bir vurdu ki inleme sesleri ufuklarda çınladı. İt bir boy küçüldü. Ama itiraz etti. Bir kürek, bir kürek daha... İt her kürek darbesine itiraz etti, her itirazında bir boy küçüldü. Nihayetinde can verdi. Geriye; hastalıklı, tüyleri dökülmüş, kösele bozması bir post kaldı.

İT işte herşeyi gördüğünü, bildiğini sandı. Ama ASLAN''''ın yelesindeki haleyi, pençelerindeki ışıltıyı, göğsündeki yüreği; hepsinden önemlisi ASLANIN SIRTINDAKİ EFENDİYİ, en önemli noktayı göremedi....

Hekim BEYDEBA Aralık 2008

 

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26084539

Üye Kaydı ve Girişi

74 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi