Hekim Beydeba

TEBDİL-İ MEKAN

TEBDİL-İ MEKAN

Tebdil-i mekandaki ferahlık yen mekanlar, yeni yüzler, yeni soluklar; "dün dünde kaldı, şimdi yeni şeyler söylemek lazım" diyenlerin keşfettikleri esrar... Her yenilik ayrı bir güzellik. Yeni kelimesi bir sıfat, ama başlı başına bile heyecan veren ruhumuza dinginlik veren bir kelime... Yeniyi, gördüklerinden başka yerlerde arayanlar adım adım yol almaya başladılar. Uzakdoğu''''dan Asya steplerine, Muson ikliminden Akdeniz iklimine kadar yol, işaret, harita, pusula bilmeden yol aldılar. Dudaklar kulağa fısıldadı. Bir başka bir başka kulağa daha...Görmeyenlerin merakları heyecanları görenlerinkinden bin kat fazla oldu.

İşte yolum burada herkesten ayrıldı. Tarihte ilk kez dudak, kulak meselesini gözlere ben taşıdım. Yazdım, okudular, hala okunuyor. Hemşehrilerim Heredot dediler. Uzaktan akrabalarım ise "tarihin babası" diyorlar. Benim baba olmak gibi bir niyetim yoktu. Tarihçi olmak gibi bir gayem ise asla... Sadece gördüklerimi unatmamak ve göremeyenlere göstermek istedim. O zaman bir kameram olsaydı, yazarmıydım bilemiyorum. İşin aslı bendeniz tarihçi falan değilim. O deyim sonradan görme, derme çatma Roma-German sentezinin yakıştırması. En uygun terim herhalde "seyyah" olurdu. Benden asırlar sonra gelip "seyahat ya Rasulallah" diyecek çağdaşım Evliya Çelebi gibi... Hamurun suyu, okuyucunun sabrı bitmeden efendim yediğimi, içtiğimi kar sayıp; sizinle bu köşede gördüklerimi paylaşacağım.

Bir gün gezmek ve tebdil-i mekan ferahlığından faydalanmak isterseniz aklınızın bir köşesinde olalım diye...

02.Ocak.2008

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26007197

Üye Kaydı ve Girişi

90 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi