Kutluhan Er BİLGE

MUKADDİME

MUKADDİME

İnsanlık 15. yy dan sonra büyük değişimler geçirdi. Bu değişim ve dönüşümden en fazla Batı medeniyeti faydalandı. 19. yy dan itibaren Doğu ile Yeni Batı’nın arasındaki fark Doğu’nun hissedebileceği derecede açıldı. Bu farkı 20.yy da iki büyük dünya savaşı ile çoğunluk kabullenmek zorunda kaldı.

20. yy da kaynakları meşru veya –çoğunlukla- gayr-ı meşru yollarla büyüyen Batı ülkeleri büyümeyi organize etmeyi başardılar. Bu başarı yönetim ve organizasyon kültüründe yeni gelişmeleri meydana getirdiği gibi ehemmiyetinin anlaşılmasına dolayısıyla da bu alana yatırım yapılmasına vesile olmuştur. Batıda bir arada düşünülmesi mümkün olmayan toplulukların birleşerek veya anlaşarak geniş ittifaklara dönüşmesi Dünya’nın güç dengelerini de değiştirdi. Organizasyonlarda daha önceleri coğrafi, dini, beşeri veya iktisadi kriterlere göre şekillenirken 20. yy da ön planda küresel kriterler tartışılmaya başlandı.

Arkamızda bıraktığımız yüzyıl savaşların, artan nüfusun, azalan kaynakların, tüm vahşiliğine rağmen yükselen insani değerlerin etkileriyle yönetilmesi daha güç toplumları üretirken; diğer taraftan insanlık tarihinde rastlanmadık hızda meydana gelen bilimsel-teknolojik gelişmeler, yeni iktisadi kaynakların bulunması, ulaşım ve haberleşmenin daha sağlıklı hale gelmesi ve eğitimin yaygınlaşması da insan unsurunu daha kolay yönetilebilir hale getirdi.

İlkel düzeyde bile olsa; insanlık tarihi kadar eski olan yönetim kültürünün 19. yy dan başlayarak 20. yy da organizasyon, sosyoloji, psikoloji ve hukuk bağlamında bilimsel dinamikleri sorgulanmaya başladı. Neticede ülkemizdeki ifadesi ile siyasi ve idari bilimler adı ile yeni bilim dalları ortaya çıktı.

Millet olarak tarihimiz, kurduğumuz devlet ve medeniyetler ile doludur. Yönetim, organizasyon ve siyasetin başarı ile uygulandığı onlarca örneğimize rağmen; 18. yy dan itibaren Batı karşısında eziklenen ve 20. yy da psikolojik üstünlüğü tamamen kaptıran entellektüelimiz, yönetimin de bilimini Batı’dan transfer etmek işgüzarlığını başardı.

Materyalizmin, Makyevalizmin ve Emperyalizmin fırınında pişirilen yönetim bilimleri Batı’dan sorgulanmadan gelen diğer tüm değerlerde olduğu gibi hayatımızdaki yerini sancılarıyla birlikte aldı. Bir bünyeden başka bir bünyeye transfer edilen tüm uzuvların çıkardığı problemleri bu durum da fazlasıyla hissettirdi.

Batı’da yönetim konusunda hiçbir teorik çalışma ve yazılı eser yok iken bizim uygarlığımız bilgili, akıllı, insaflı, yaşatmak için yaşayan kısaca kamil lider ve yönetici olmayı öğütleyen Kutadgu Bilig, Siyasetname, Vasiyetname örnekleri ile örgülenmiştir. Yeni çağımızda ise Türk ve İslam medeniyetini “medeniyet güneşi” haline getiren Osmanlılar yönetimin okullarını kurmuşlardır.

Osmanlıların medeniyet ufkundan ayrılması ile birlikte son yüzyılda Batı kültürünün etkisi ile şekillenen yöneticilerimiz başarıları kadar başarısızlıkları ile de anılır olmuşlardır. Hatta başarısızlıkları şöyle dursun, ahlak ve vicdana sığmayacak usulsüzlük, yolsuzluk hatta hırsızlıklar çete ve mafya türünden yeni teşekküllerin doğmasına neden olmuştur.

Batı yönetim, organizasyon ve siyaset kültürü egemen olma, otorite kurma ve daha fazla ekonomik değer üretmeye yoğunlaşırken; hizmet götürme, insanı memnun etme, hayatı yaşanır hale getirme, yaşatmak için yaşama mefhumlarına da adeta harb ilan etmiştir. Hakikat şudur ki iki farklı medeniyet, iki farklı kültür, iki farklı ahlak anlayışı arasında lider, yönetici ve yönetici adayları sıkışıp kalmışlardır.

www.etarih.com sitesinin bu köşesinde maksadımız kendi kültür ve ruh köklerimizden aldığımız ilham ve güzel örnekleri nazarlara vererek siyasi ve idari bilimlere yeni bir soluk getirmektir. Siyaset ve idare ile ilgilenen herkese yararlı olmasını temenni eder; bu imkanı hazırlayarak hayırlı bir hizmet yapan www.etarih.com sitesi yöneticilerine teşekkür ederim.

Kutluhan Er BİLGE 11.02.2009 12.23

etarih istatistik

Makale Görünüm Sayısı
26007215

Üye Kaydı ve Girişi

107 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi