Türkiye Cumhuriyeti'nin ?lk Zeka ve Yetenek Tan?lama Rehberi
Türkiye'nin ?lk Zeka Testi
Enderun Mektebi Talimat?
Enderun Mektebi
Enderun School Instractions
Tarih
Peter Slade
T.B.M.M. Albümü
 Atatürk'ün Vefat Haberleri 10 KASIM 1938
UKRAYNA RUSYA TÜRK?YE Makaleler Mecmuas?
E??T?M PS?KOLOJ?S? LABORATUVARI Tecrübi Ruhiyat Laboratuvar?

Kitap İnceleme

EĞİTİM PSİKOLOJİSİ LABORATUVARI - Tecrübi Ruhiyat Laboratuvarı

Mustafa Rahmi Balaban - 1923

Bu çalışmaya neden ihtiyaç duyuldu?

Eğitim Psikolojisi Laboratuvarı adıyla okuyucuların istifadesine sunduğumuz eser; Türk Eğitim Tarihinde “özel yetenekliler/üstün zekalılar” eğitimine dair araştırmaların bir parçası olarak ortaya konuldu. Başlangıçta Enderun Mektebi’nin üstün yeteneklilerin eğitimine dair bıraktığı boşluğun nasıl doldurulduğuna dair yaptığımız araştırmalarda Tanzimat ve Osmanlının son dönemine eğilmişken; Maarif Nezaretinin bu alanda sürdürdüğü çalışmaların Maarif Vekaleti tarafından da sürdürüldüğünü tanıklık ettik. I. Dünya Savaşı’nın sarsıcı etkisi; Cumhuriyetin kuruluşundaki yokluklara rağmen alana dair çalışmaların zindeliğini kaybetmeden Dünya’daki gelişmelerin yakından takip edilerek ülkemizde de geliştirilerek devam ettirilmesi bizi bu çalışmanın detaylarının yayınlanması ve yayımlanmasına yöneltti.

1924 yılında henüz Cumhuriyet’in ilk yılında “Terbiyevi Ruhiyat Laboratuvarı” adlı Mustafa Rahmi Bey (Balaban) tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yayımlanan eser yeni hükümetin Eğitim Politikaları ve özelinde “özel yetenekliler / üstün zekalılar” ın tanılanmasına, eğitimine yönelik politikalar hakkında önemli ipuçları vermektedir. Türkiye’de yetenek tanılamalarına, üstün zekalıların eğitimine dair çalışmaların hükümet-devlet politikası olup olmadığına dair önemli belgelerden biridir aynı zamanda.

Devamını oku...

UKRAYNA RUSYA TÜRKİYE Makaleler Mecmuası
UKRAYNA RUSYA TÜRKİYE Makaleler Mecmuası

UKRAYNA RUSYA TÜRKİYE Makaleler Mecmuası

YAZARIN ÖNSÖZÜ:

Ukrayna adı ile liseli yıllarda “Glastnost ve Perestroyka” sloganı ile birlikte karşılaşmıştım. Sovyetler’in son dönemiydi; gücünü hayranlıkla izleyenler, yakında çökeceğini iddia edenler… Tek kanallı ve ağırlıklı siyah-beyaz-gri haber alma döneminde SSCB hakkında en çok rastlanılan haberler olimpiyatlarda süpürülen altın madalyalar ile SSCB’nin uluslararası futbol müsabakalarındaki başarılarından ibaretti.

Bu bilgi kıtlığı sadece Ukrayna için değil SSCB hudutlarında kalan bugün bir kısmı bağımsız ya da otonom diğer devlet ve topluluklar için de geçerliydi. Türkiye ile soy bağı, gönül bağı olan kültür kökleri bir Türk devletleri için de aynı dorum söz konusuydu. Güncel ve detay bilgi gazeteler ve televizyonlar aracılığı ile gelirdi.

Ukrayna’nın tarihi ve kültürü üzerine ilk karşılaştığım ve tarih lisans öğrencilerinin çoğunun elinden geçen kaynak merhum Akdes Nimet Kurat hocanın Rusya Tarihi adlı eseridir. O yıllarda metodolojiye de ilgi duyan bir öğrenci olarak bu kaynakta tuhaf bir durum ilgimi çekmişti. Kitabın içeriğinin neredeyse tamamında “Ukrayna” ve “Ukraynalılar” a dair bilgiler vardı. Fakat, indeksinde “Ukrayna” kelimesi için 14, “Ukraynalılar” kelimesi için toplamda 9 sayfa referansı verilmişti. Üşenmeden tüm “Ukrayna” sözcüklerini saydım toplam 73 adet çıktı. Bu durum “Ukrayna” konusuna daha çok yoğunlaşmama neden oldu. Eserde Ukrayna hakkında; M. H r u ş e v s k i ‘nin dokuz ciltlik Ukrayna Halkının Tarihi ve D. D o r o ş e n k o’nun iki ciltlik , Ukrayna Tarihi’nin Umumi Hatları adlı eserlerden yararlanılmıştı. Ukraynaca yazılmış bu iki eserin uzun süre çevirilerini araştırdım. Biri 1912 diğeri 1932 baskı bu eserlere maalesef ulaşamadım. Fakat, bu araştırmalar Doroşenko ve Hruşevski’nin hazırladıkları farklı ve ilginç bir yayında buluşma fırsatı sundu. Bu çalışma Ukrayna Türkiye Rusya (Makaleler Mecmuası) adıyla 1914’te hazırlanıp 1915’te yayınlanmıştır. Ukrayna hakkında lisans yıllarında okuduğum ilk derli toplu çalışmadır.

Ukrayna Türkiye Rusya (Makaleler Mecmuası) adlı kitabın kapağında ve içeriğinde açıkça Ukrayna Halaskar Cemiyet-i İttihadiyesi (Ukrayna Birleşik Kurtuluş Cemiyeti) yayını olduğu ifade edilmektedir. Kitap, Doktor Leonkin Chelsky, Profesör Mihalov Kruchensky, V. Doroschenko, M. Melenevsky, A. Jok’un kaleme aldıkları; Ukrayna ve Türkiye Tarihi, Ukrayna Tarihine Rücu Bir Nazar, Rus Ukraynasında Tarihi Fırkalar, Ukraynalıların Faaliyet-i Medeniyesi, Rus Ukraynası adlı seçilmiş makalelerden oluşmaktadır. Ayrıca, yazarların ortak bir önsözü, Ukrayna Cemiyet-i İstihlasiyesininTürk Milletine Hitabesi, Avrupa Efkar-ı Umumiyesine, Ukrayna Cemiyet-i İstihlasiyesinin Programı adlı cemiyet adına kaleme alınmış yazarsız üç bölüm ile o günkü Ukrayna Milliyetçileri için kurmak istedikleri Ukrayna devletinin haritası yer almaktadır. Ukraynalıların anavatanların ve komşu ülkelerdeki nüfuslarını gösteren detaylı bir tablo bulunmaktadır.

Devamını oku...

Türk Basınında Atatürk’ün Vefat Haberleri: 10 Kasım 1938

10 Kasım 1938 Perşembe Saat 09:05 Türk ve Dünya tarihinin kaydettiği en önemli liderlerden biri, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK hayata gözlerini yumdu.

ATATÜRK; varlığı, mücadelesi, liderliği, yaptıkları ve etkiledikleri ile bir devrin tarihi seyrini değiştirmiştir. 10 Kasım 1938’de ölümü de tarihin seyrini değiştiren önemli olaylardan biridir.

20. yüzyıla varoluş mücadelesi ile başlayan Devlet-i Aliye ve kurucu unsuru I. Dünya Savaşı ile milletler ve devletler muvazenesinde tarihindeki en büyük kayıplarla karşı karşıya kalmıştır. Büyük harbin hemen ardından başlatılan büyük istiklal mücadelesi sadece Anadolu’nun değil istiklal peşinde koşan tüm milletlerin ümit ışığı olmuştur.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK bu hengamenin içinde doğmuş, büyümüş ve tarihin seyrini değiştirmeyi başarmış bir liderdir. Hiç beklenmedik şekilde ortaya çıkan rahatsızlığı, tedavi edilememesi ve erken yaşta ölümü sarsıcı etkiler oluşturmuştur.

10 Kasım 1938’de ölüm haberi ile sarsılan Türkiye’nin bu habere verdiği; hüzün, keder, birlik ve beraberlik ile yoğrulmuş duygusal tepkiler dönemin gazete ve mecmualarından detaylı olarak takip edilebilmektedir.

Gazetelerin 10 Kasım ve 11 Kasım 1938 tarihli baskılarının manşetlerinde, ilk sayfa ve iç sayfalarda verdikleri haberler, köşe yazıları, dönemin önde gelen isimlerinin Atatürk hakkındaki açıklamaları, taziye mesajları, fotoğraflar, resmi tebliğler, ATATÜRK’ün hayatı hakkındaki yazılar olayın tüm sıcaklığını ve çarpıcılığını yansıtmaktadır.

Tüm sosyal bilim araştırmalarında konunun aydınlatılması, problemin çözümü verinin netliği, niceliği, niteliği ne kadar kıymetli ise; tekil olayın ve olaya bağlı gelişmelerin takibinde ham verinin niteliği de o kadar kıymetlidir. Bu bağlamda ATATÜRK’ün ölümü ile ilgili yapılan yayınlara dair oluşturulan ham veri kümesi belirli bir metodik sıralama ile sunulduğunda olayı tüm detayları ile yansıtma gücüne sahiptir.

Çalışma, okullarda oluşturulan ATATÜRK haftasına özel duvar gazetelerinde uygun görsel kullanma ihtiyacı ile ortaya çıkmıştır. İkinci el kaynakların takibi ile başlayan araştırma süreci, sahaflarda rastlanan nadir gazetelerden rastlanan dökümanlar ile geliştirilmiş web kaynaklarının artması ile bir duvar gazetesinin ihtiyacından öteye geçmiştir.

Devamını oku...

LUCIEN CELLERIER

KADRİ, MF.V. MÜFETTİŞİ.

Lucien Cellerier (Lüsiyen Seleriye) 7 mayıs 1928 de vefat etti, kendisi kıymetli bir pedagog, ruhiyatçı ve ahlâkçı idi. Uzun müddet Fransız terbiye mecmuasını idare etti. Belli başlı eseri “Pedagojik bir ilim Taslağı,, 1910 da çıkmıştır. Cellerier bu kitabında “Pedago­jik,, ismi altında, yeni bir ilim teşkiline çalışıyordu. Bu ilmin esası: Psikoloji olacak, kanunu da: ahlâk olacaktır. Fakat kendine mahsus bir usulü, görüş tarzı, mevzuu bulunduğu için istiklâlini de muha­faza edecektir. Mutaları: tatbikat, an’aneler, terbiye sanatının emir­leridir. Vazifesi de kendi hikmeti vücudunu, temelini aramak ve prensiplerini meydana çıkarmaktan ibaret bulunacaktır. Mukadde- mesinde Cellerier der ki: “Bu kitap annelere birtakım tavsiyeler mahiyetinde bir şey değildir. Ailelere şunu yapınız, bunu yapma­yınız, demez. Onlara ne yapıyorsunuz, nelerden içtinap ediyorsunuz, diye sorar. Ve neticeyi tespit eder. Bir dinci, bir ahlâkçı, bir politikacı bir hekim sıfatı ile, terbiyenin ne olması lâzım geldiğini tetkik etmez, onları iş üstünde müşahede etmekle ve hepsinde müşterek olan prensipleri araştırmakla iktifa eder. Hedefi: bu prensipleri muhâl hayallerden değil, şeniyetten çıkarmak, onları daha vazıh bir hale getiren ve aralarındaki mantıki silsileyi de gösteren bir tertibe tabi tutmaktır.,,

Demek oldu ki, pedagojik ilim, kablî bir surette mefkûrevî ve kaidevî değildir. Bu müspet bir ilimdir, usulü: tecrübidir. Vetireleri de tasnif ve istikra olacaktır. Terbiye gayesinin ne olduğu hak­kında felsefî bir mesele vazetmez; bu gayenin insani kemal olup olmadığını (Rousseau, kant), hemşehrilerin faziletkârlığını (Platon) aramaz, ve terbiyeye filen takip edilenden başka bir gaye tahsis etmez. Bu gaye: ebeveynin en iyi olarak kabul ettiği hayata ve mesleke çocuğun hazırlanmasıdır. Cellerier cemiyet ve tabiata yeni bir şekil vermek endişesinde değildir. Mürebbi kudretinin hududunu ve haklarının nereden ileriye gidemiyeceğini bilir: terbiyeyi hayat kanunları içinde görür. Ona göre terbiye, tesir­lerine mani olmak istediği irsiyetin maziye intibakı gibi, hale inti­baktır. Terbiyenin üç âmili vardır: mevzu, muhit, mürebbi.

Devamını oku...

Reklamlar